GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM
Huzur KORKMAZ TOPAL
Yaşam Koçu
Ramazan ayı boyunca Zarif Hanım ve ailesinin bu ayki yaşayışlarını dilim döndüğünce sizlere aktarmaya çalışacağım.
Gülümsemenin bir sadaka olduğunu ve güler yüzlü olmayı amaç haline getiren Zarif Hanım yardımlaşmayı, sadaka vermeyi çok severmiş. Bu konuda eşi ve kayınvalidesinin de desteğini görmektedir. İnsanlara iyi gelen her duygunun yardım olduğunu düşünen Zarif Hanım, kızı ve oğlunu da bu inançla yetiştirmektedir.
Ramazan ayının ilk günleri olmasına rağmen kapıya gelen ve “Ben bu mahallenin davulcusu Ahmet. Bunlar da belgelerim. Bir haftadır sizi uyandırmak ve Ramazan ayının güzel geleneklerinden olan davulculuk mesleğini unutulmaması için çaba gösteriyorum. İnşallah hizmetimden memnunsunuzdur.” diyerek davulcu bahşişinin bir kısmını vermelerinde bir sakınca yoksa almaya geldiğini belirten davulcuya, bahşişini vermek için ayağa kalkan Ata Bey’in yanı sıra çocuklar da “Anne lütfen bize de bir hediye paketi hazırla da kendisine teşekkür edelim.” diyerek coşkuyla Zarif Hanım’ın içerisine bir mendil ve çorap koyduğu hediye paketini kapıda bulunan davulcuya uzattılar. “Hizmetleriniz için teşekkür ederiz. Sizi tanıdığımıza sevindik. Yaptığınız hizmetle hem bizim hem de çocuklarımızın Ramazan sevincine katkıda bulundunuz, Allah sizden razı oldun” diyen Ata Bey “müsait olduğunuzda iftara da bekleriz” diyerek davulcuya verdiği değeri de göstermiş oldu.
İçeride namazını kılan ve kapıya kimin geldiğinden haberi olmayan büyük hanım, evde ki coşkuyu görünce “Allah aşkına kapıya kim geldi ki hepiniz pek memnun görünüyorsunuz?” diyerek merakını gidermeye çalıştı. Evin en küçük bireyi Barış heyecanla atlayarak, “Babaanne davulcu geldi, hani bizi sahura kaldırmak için sahur vakti davul çalan biri var ya işte o. Biliyor musun? Adı Ahmet’miş, belediyeden aldığı belgesini de gösterdi. Biz de ona hem bahşiş hem de hediye verdik” derken, yapmış olduğu hareketten ne çok memnun olduğunu göstermekteydi. “Pek iyi etmişsiniz yavrularım, iyi ki sizler gibi başkalarının mutluluğundan mutlu olan bir aileye sahibim. Allah iyilik yapanı sever bilinciyle yaşayan bir toplum olalım diye çok dua ediyorum.”
Ertesi gün alışveriş için dışarıya çıkan Zarif Hanım’ın morali bozulmuştu. Alışveriş için önce markete daha sonra da kasaba uğrayan Zarif Hanım, kasaptan çıktığında komşusu Hacer Hanım ile karşılaşmış ve ayak üzeri yaptıkları sohbette davulcu bahsi de geçmişti. Hacer Hanım “Davulcularda da hiç adap kalmadı ayol, daha dün bir bugün iki ne oldu, hemen bahşiş için kapılara geliyorlar. Dün akşam bizim bey bayağı kızdı, ‘ne hizmet ettin ki ne istiyorsun’ diye bir güzel çıkıştı davulcuya. Yine de pantolonunu isteyince ben de ‘iki kuruş ver yolla’ dedim. Vallahi davulcu yüzünden akşamımız berbat oldu. İki sohbet edecek güzel vakit geçirecektik, münasebetsiz davulcu kapıya gelerek akşamımızı mahvetti.”
Zarif Hanım duyduklarına inanamamış, komşusunu da kırmamak istememişti fakat bu konuşma içine dert salmıştı bile. “Keşke keşke sızlanmak yerine mutlu olmayı tercih edebilsek” diye içinden geçirerek, “Hacer Hanım bize de aynı davulcu geldi fakat biz gayet mutlu olduk. Ata bahşişinin bir kısmını davulcuya takdim etti, çocuklar da hazırladığım hediyeyi davulcuya verdiler. Sayesinde mutlu ve keyifli bir akşam geçirdik. Evde çok işim var, iyi iftarlar dilerim.” Tek bir eylem, iki ayrı duygu, iki ayrı düşünce ve iki ayrı sonuç. Hareket etmişler ve sonuç onları mutlu kılmış. Zarif Hanım ve ailesi mutlu olmayı seçmişler. İyilik yapmak başkasından çok bize mutluluk getirir düşüncesiyle hareket ettiler ve sonuç onların mutluluğu oldu.
Akşam iftar sofrasında, çocukların yanında isim verilmeden ayak üzeri komşu Hacer Hanım ile yapılan sohbet konuşuldu. Kapıya gelen ve herhangi bir şey isteyen hiç kimsenin boş çevrilmemesi gerektiği, bir iş karşılığı verilen bahşişin, yapılan iyiliğin ve sadakaların gönül hoşluğuyla yapılması gerektiği, hatta mümkünse iyiliklerin gizli kalmasının çok daha makbul olduğu konuşuldu. Zarif Hanım masadakilere sahur için istedikleri bir şey olup olmadığını sorduktan sonra büyük hanıma dönerek “Anneciğim vakit kaybetmeden fitre ve zekatlarımızı bu yıl kimlere vereceğiz bunu da bir an evvel planlayalım, yardım paketlerimizi bir an önce sahiplerine ulaştıralım ki, biz de yediğimiz yemeğin hakkını vermiş olabilelim.” dedi.
Sevgi, saygı ve nezaketle kalın.