Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 02.02.2026 13:01

MAHALLE KÜLTÜRÜNÜ KAYBETTİK

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

Önce kendini tanımaz oldu, sonra ailesini. Artık lüks bir hayat sürme peşinde. Yüksek yüksek binalarda oturma sevdasına düştü. Şehrinin tarihinden, kimliğinden, kültüründen haberi yok. Küçük bir dünya içinde, çoğu zamanı; yabancı dilli AVM denilen modern hapishanelerde geçiyor.

Bizi biz yapan değerler üzerine küller döküldü, cümlelerin üstü çizildi. Diyojen'den Goethe'ye uzanan düşünce sarmalında kozmopolitanlık, yani dünya vatandaşlığı kulağa hoş geliyor. Halbuki İbn-i Haldun "Coğrafya kaderdir" sözü sanki havada kalıyor.

Bakıyorsun dünyada kandırılan gençler FETÖ, DEAŞ, PKK, YPG, DHKP-C gibi vekalet savaşı yürüten terör örgütlerine katılıyor. Terör örgütlerinin iplerini ellerinde tutanlar, bu insanları istedikleri gibi yönetiyor, kullanıyor. Son yıllarda çeteler, uyuşturucu baronları, satanlar, dağıtanlar, silah tüccarları, ahlaksız iş yapanlar bu küçük çocukları tetikçi olarak kullanıyor. Hatta birçok ünlü, sanatçı, iş adamları bu tuzaklara düşüyor, sonra "pişmanım" diyerek göz yaşı döküyor. Ahlaksızlık hem havada hem denizde hem de karada uzayıp gidiyor. “Ben sporcunun ahlaklısını severim” sözüne kulak asanlar televizyon başında ahkam kesiyor.

Acaba neden bunlar, bu topraklarda geliyor bazı insanların başına? Mahalle mi? Çevre mi? Zenginlik mi? Yoksulluk mu? Ahlaksızlık mı?

Türk toplumunda "aile" çok önemlidir. Belki de Anadolu coğrafyasında daha da anlam kazanmıştır. Çocuklar dış etkenlere karşı göz açarken, onlar üzerine kol kanat geren aileleri olmuştur. 

Şimdi şu soruyu sorabiliriz: Aile kavramı bozuldu mu?

Bu sorunun cevabı bence şöyle: Tam bozulmadıysa da bozulmak üzere. Bazı yerlerde bozuldu bile.

Bakıyorum itiraz edenleriniz var.

Hatta "nasıl "diye soranlarınız.

Dostlar, çocuk bir ailenin göbeğinde doğsa da karakterinin şekillenmesi ailesi kadar, çevresi ve mahallesi ile olur. Çocuk gelişiminde mahalle kültürü çok önemlidir. Bu nedenle, bir eğitimci olarak mahalleyi, mahalle okullarını önemsiyoruz. Her çocuk anaokulunu, hiç değilse ilkokulu kendi mahalle okulunda okumalıdır.  Bunu savunuyoruz. (Birleştirilmiş sınıf tezini savunmam. O mahalle halkına zorunluk getirilmeli ilkokulu bu okulda okumaları için.) Her mahallenin ortak değerleri ve kültürleri vardır. Çocuk, küçük yaşta aldığı bu kültürü; ömrü boyunca bilerek veya bilmeyerek beyin ya da zihin denilen evrak çantasında taşır.

Mahallenin kendine özgü sokağı, çiçeği, insanı ve mimarisi vardır. Mahalle, içinde büyüttüğü gençlere, insanlara birtakım alışkanlıklar, kültürel kodlar yükler. O mahalleye özgü insan ilişkileri, ahlaki normları, kültür anlayışı olur. Çocuk büyüdükçe, aldığı bu değerler üzerinden kendine bir hayat felsefesi kurar ve o düzlemde yaşar. Bunu küçük ve köklü mahallelerde görmek mümkündür. Anadolu'da hâlâ mahalle kültürü yaşatan iller vardır.

Ne zaman ki bizler, o mahalle kavramını yıktık, mahalle duvarları içine torbacıları, hırsızları, ahlaksızlıkları soktuk. Çocuklarımızı, mahalle okullarını beğenmeyip, daha şatafatlı, hatta paralı okullarda okutmayı seçtik, işte o zaman kendi kalemize ilk golü attık. Sınıf atlayacağız diye veya paramız çok olunca "rezidans" denen yüksek kuleler içine çocukları hapsettik. Bu alanların kapısına bekçiler diktik, çocukları mahalle çocuklarından, oyunlarından, kedisinden, köpeğinden, çiçeğinden, kuşundan, çeşmesinde uzak tuttuk. İşte o gün; mutlaka almamız gereken "gelecek kuşak maçını" kaybettik. Çocuk, o yüksek katlı binalarda önce yalnız kaldı, sonra bencil oldu. Kadim gelenekten uzak kaldı. Apartmanda kendini tanımayan insanlar arasında büyüdü, yol aldı. Yani artık o yüksek binada, birbirine saygı sevgi göstermeyen insan yığınları oldu. Mahalle, sokak oyunları yok. Mahalle berberi yok. Mahalle kasabı yok. Mahalle bakkalı yok. Çocuk mahalle imamını, mahalledeki okulun öğretmenini tanımaz. Geçmiş kültürü bilmez. Çocuğun gelişimine etki eden; elinde, içinde ne olduğu belli olmayan telefon. Hatta mahalle baskısı nedir onu da bilmez. Bir de o eve bol para veya az para giriyorsa işte o zaman ortaya çıkan manzara bugün gördüklerimiz ve duyduklarımız.

Çözüm: Artık şehirlerde yüksek yüksek binalar yerine küçük küçük mahalleler oluşturmalıyız. Yoksa bu kumar, uyuşturucu, alkol, ahlaksızlıklar ileride başımıza büyük sorunlar açar. Hatta kumar ve uyuşturucu, alkol alışkanlığı terör kadar tehlikelidir. Eğitimciler, önce her mahalleye en az bir anaokulu, kreş ve ilkokul yapın ve koruyun, yaşatın.

Yerel yönetimler mahalle kültürünü yaşatın, dikey mimariye değil yatay mimariye önem verin. Şehrin kültürel dokusunu taşıyan yeni yeni mahalleler oluşturun. Çocukları ve geleceğimizi olumsuz bataklıklardan iyi bir aile kendi kültürünü taşıyan bir mahalle ve çevre ile kurtarabiliriz. Ayrıca pislikleri temizleyecek yasalar çıkarılmalı ve kişi seçmeksizin, pislik yapan, pisliğe bulaşanlar cezalandırılmalıdır. Yoksa zamana teslim olup, bozulacak ve dağılacağız.

Önce mahalleler yok oldu, sonra insanlar bozuldu. Hepsi bu...

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —