Menü Akçaabat Yeni Haber Gazetesi, Akçaabat, Trabzon, Siyaset, Akcaabat Haberleri
Mehmet Salih KÖSE

Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 08.03.2022 23:11

BU SAVAŞ KİMİN İÇİN VE NEDEN?

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

BU SAVAŞ KİMİN İÇİN VE NEDEN?

Bugün puslu, kör bir sabah. Haberler ve gazetelerde yer alan savaş manzaraları. Sığınaklarda insanlar. Kimi, diz üstü çökmüş kimi düşünüyor uzanarak. Yaşları yok bebeler olanlardan habersiz bir şekilde dizilmişler duvara. Hava soğuk, karınlar aç. Sokaklarda patlamış top parçaları, parçalanmış arabalar, beton parçaları, yıkılmış binalar, hurdalar. Dünya seyrediyor bu savaşı. Yaptırımlar, yaptırımlar. Yaptırımlardan ne anlar küçücük çocuklar? Savaş, ölümü tarif ediyor, kanı tarif ediyor, hepsinden önemlisi korkuyu ve çocuk gözyaşlarını tarif ediyor. Duyan kim? Düşünen kim? Ukrayna; oltaya takılan yem, masum zavallı bir balık. Savaş sevenler mi? İçi kara dışı kara adamlar.

Ağır ağır sökülüyor şafak. Yok oluyor karanlık. Uzaktan duyuluyor top, füze sesleri. Ölüm su gibi akıyor sokaklarda. Korku kol geziyor sığınaklarda. Birileri yazgısıyla oynuyor bir ülkenin. Bir kadın, çocuğu kucağında, ağlıyor köşede. Mahzun yüzü endişede. Çocuklara gösterdiler ölümü, yaşlarını henüz bilmezken. Çocuklar, kadınlar, adamlar, çaresiz sürülüyor ateşe. Savaş konvoyları, top, tüfek, tank. Acı acı yürüyorlar siviller sınırlara doğru. Ölüm, yanlarından geçiyor, soğuk. İçi ve dışı siyah adamların amacı dünyayı kendilerine göre paylaştırmak.  Kan tutkusu böyle. İnsanlık, yavaş yavaş öldürülecek. Güçlülerin sömürü gücü, barıştan habersiz, kan kokar her gün, her gece.

 Peki bu nefret, bu savaş niye? Kimin için? Kimler adına? Düşündüm, sabah sabah. Baktım yorumlara, her kafadan bir ses, bir yorum. Ben de kendimce düşündüm. Bu savaşı, önce kınayarak, kendimce yorumluyorum. Yani bu hafta ben de ciddi ciddi düşünüyorum. Birikimlerimi, okuduklarımı oturdum sabah sabah sizlerle paylaşıyorum. Çözüm gelecekse de masada, ben de böyle düşünüyorum. Belki doğru, belki de yanlış düşüncem.

Peşinen söylemek isterim. Bu savaş Rusya-Ukrayna Savaşı değil. Bu savaş, büyükler arasında, çıkarlara dayalı, bir ekonomik ve çıkar savaşı. Bir tarafta Rusya, AB ve ABD.  Seçilen Kurban Ukrayna... Oltaya vuran balık... Uzatmadan hadi girelim konuya.

  Rusya, Sovyetler Birliği'nin çöküşü sonucu ortaya çıkmış bir devlet. Geniş arazilere sahip ve kaynakları bol. Böyle stratejik bir devlet bir anda tarihin sayfalarından silinip atılamaz. Rusya Federasyonu bu çöküşle çok zayıfladı ama hayatta kalabildi. İçinden bazı uluslar bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yani toprak kaybetti. Rusya bu bölünmenin ABD tarafından yapıldığını ve ABD'nin ayrılıkçıları desteklediğini biliyordu. Bu durum ekonomik boyuta varınca, bütün Rusya Federasyonu çökebilirdi. Bu sebeple Rusya'nın kendilerine göre korkuları vardı. Yeni kurulan devletlerle NATO Rusya'nın kapısına doğru yavaş yavaş yaklaşıyordu. Bunu da Rusya istemiyordu. Rusya, NATO'yu genişlemeci ve saldırgan görürken; AB NATO’yu askeri ittifak, istikrar ve dost liberal bir yapı olarak görüyordu.

NATO, genişlemek için çalışmalar yapıyordu. Baltık ülkelerini içine alma çalışmaları vardı.

Dağılan Rusya Boris Yetsin yönetiminden sonra Vladimir Putin'in eline geçmişti. Putin KGB'de eğitim görmüş bir kişilik.  Dünya jeopolitiğini çok iyi biliyor. Bu sebeple dünyaya bu açıdan bakıyor. Amacı, istikrarlı bir Rusya yaratmak. Bunun için de güçlü olmak şart. Göreve geldiği 2000 yılından sonra bu gücü oluşturmak için çalışmış. Batı ile yarışacak endüstriyel bir güç olmak için kolları sıvamış. Bu sebeple ekonomiye bakışı değişmiş.  Putin daha çok metal, tahıl ve enerji kaynaklarına yöneldi. Gazprom ile doğalgaz üzerinde bir tekel oluşturdu. Avrupa'yı Rus enerjisine bağımlı hale getirdi. Böylece başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin Rusya ile çatışmasının önünü kesti.

2004 yılında Rusya ile ABD arasında ilişkiler Ukrayna olayından dolayı değişti. Ukrayna Rusya'nın güney batı sınırını kaplıyor. Ruslar için bu hudut ulusal güvenliğin kilit noktası.

Rusya, Ukrayna ile Kazakistan arasında dört yüz seksen kilometre uzunluğunda. Kafkaslar bu alan içinde ve güneye giden petrol boru hattı buradan geçiyor. Bu geçiş yerinde Stalingrad ve Volgograd şehirleri var. Ruslar, 2. Dünya Savaşı’nda bu şehirleri Almanlara karşı korumak için bir milyon insanını ölüme götürdü.

 2004 yılında Ukrayna'da hile karıştığı iddia edilen Viktor Yunukoviç'in kazandığı seçim yapıldı. Ama seçimler hile yapıldığı gerekçesiyle iptal edildi. Yeni seçimler yapılması istenildi. “Turuncu Devrim” olarak adlandırılan ayaklanma başladı. Bu ayaklanma Rusya karşıtıydı. Batı yanlısı ve NATO’ya girmek üzere düzenlenmişti. Ruslar bu ayaklanmaya CIA ve İngiliz MI6 tarafından organize edilmiş gözü ile bakıyordu. Batılı sivil kuruluşlar ve gruplar bu ayaklanmayı düzenlemişti. Amaçları Rus yanlısı hükümeti devirmekti. Bu düşünceleri doğruydu. Çünkü bu seçimleri ABD'deki kuruluşlar yönetmişti. Batı parası Ukrayna’ya oluk gibi akıtılmıştı. ABD bunu demokrasi hareketi olarak görüyordu.

Bu konuda Rusya ve ABD tamamen ayrı düştüler. Ukrayna içinde Rus yanlısı ve Rus karşıtı gruplar oluştu. Amerika, Rus karşıtı grupları sadece ‘demokrasi adına” desteklediğini söylüyordu. Ama Ruslar buna o gözle bakmıyordu. Amerika'nın amacının Rusya'yı kuşatmak olduğunu biliyorlardı. Bu kuşatılmışlık çemberi gittikçe büyüyordu. Yani Rusya için bu tehlikeydi. ABD, Rusya'yı Kafkaslardan çıkarmak istiyordu. ABD'nin stratejisi gerçekten de böyleydi. ABD için temel çıkar aynı zamanda güç dengesi sayılırdı. Bu sebeple Ukrayna kurulmuş ve yardım ediliyor. ABD bu şekilde güç dengesi sağlamaya çalışıyordu. Aynı işi Irak'ta ve Afganistan’da da yapmıştı. Şimdi de bizim güney sınırımızda yapmak istemektedir. Burası da ayrı bir konu.

Şimdi şu soru aklımıza gelebilir: Ruslar ile ABD iş birliği hiç yapmış mıdır? 11 Eylül'ü hatırlayın. Taliban Hükümeti'ni yok etmek için bu iş birliği yapılmıştır. Birinci olarak Kuzey İttifakı'na ulaşım imkânı sağlandı. İkinci olarak Rusya, Afganistan’ı çevreleyen Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan'dan ABD’nin hava ve kara üsleri alması için etkisini kullandı. ABD de o bölgelerden işgal kuvvetlerine destek verdi. Rusya o zaman hava sahasını uçuşlara açtı. Rusya için bu üsler geçiciydi ama üç yıl sonra ABD ayrılmak için bir belirti göstermedi. Üstelik Rusya istemediği halde, Irak'ı işgal etti. Ukrayna ve Gürcistan ile iş birliği yapmaya başladı. Bu eylemler Rusya'nın çıkarına değildi. Putin bunu Rusya’yı boğma eylemi olarak görüyordu. Bu sebeple Ukrayna'nın NATO'ya girmesine karşıydı. Ayrıca Ukrayna yönetiminin Rus yanlısı olmasını istiyordu. Şartlarını masaya koydu. Kabul görmedi. ABD ve AB de Ukrayna'yı bir nevi gaza getirdi.  NATO'ya almadığı gibi silah yardımı da yapmadı. Rusya günlerce Ukrayna sınırına asker yığdı ve tatbikat yaptı. Batı ve ABD sadece “korkma, biz arkanızdayız” sözlerini söyledi. Nitekim geliyorum diyen ve beklenen bu savaş çıktı. Tıpkı İngilizlerin Yunanlıları kullanmaları ve Türkiye'ye saldırtmaları gibi. Sonuç çıkarlar için çıkarılmış bir savaş. Sonuç bol demeç, masaya oturma ve binlerce ölü ve sakat kalan insan, yıkılan binalar, göz yaşı, korku.

Barış içinde yaşamak varken paylaşılamayan bir dünya. Paylaşıyorlar dünyayı gözleri doymuyor bir türlü. Dünya barışı için bir usta aranıyor; bu savaşlara ‘dur’ diyecek dünyasal sorunlara neşter vuracak. Bu dünya düzeninde ne köstebeğin ne de çakalların suratı barış getirmeyecek belli. İş başa düştü. Barışı getirecek daha çok bireylere ihtiyaç var.

Bir sabah uyanıyoruz ki ne savaş var ne korku, duyulmuyor çocuk ağlama sesleri. Atılmıyor füzeler, toplar. Ne toprak çatlamış radyasyonlu ne de sevgi çürümüş. Bahar gelmiş, beyaz güvercinler uçuyor gökyüzünde. Acı yok. Kan yok. Hüzün yok. Bir bahar gibi Güneş açıyor çocukların gözlerinde. İp atlıyor, seksek oynuyor çocuklar bahçelerde, korkusuz.

Ama olmuyor işte. Hâlâ belleğimizde insan çığlıkları, içimize düşen acı ve ateş. Duygularımız hüzünlü. Bu savaşın en mağduru, kullanılan Ukrayna insanları. Düşünülmesi ve görüntüye gelmesi gereken ABD'nin ve AB'nin ne düşündüğü, Rusya'nın ne istediği. Dünyayı kan gölüne çevirenlerin içine o çocukların ateşi, korkusu ve annelerin acıları düşsün. Emperyaller hep aynı yoldan yürüyorlar. Düşünceleri, ateşlerden yakıcı. Talan, çapul ve işgal insan mizacına aykırı, böyle diyor kutsal kitaplar. Savaş, kan tutması, yavaş yavaş istemeden ölmek.

Bu savaşın sebeplerine bakmalı. Kim haklı kim haksız önemli mi? Küçük çocuklar ölürken. Gidiyor canlar, ince ince kanlar sızıyor. Kimin umurunda? Hâlâ savaşlar 1, 2 ve 3 diye ad alırken barış dolu günler için benim duam. Savaşsız, sağlıklı bir haftanız olur inşallah. Savaşla başladık, barışla sonlandıralım. Puslu havalarda aydınlanır bir gün.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —