KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
BAHARIN GETİRDİKLERİ
Bahar geldi. Bir mutluluk rüzgârı yüzlerde.
Bilhassa da köylerde, mahallelerde. Gökkuşağı renginde evler. Bulut beyazı, deniz mavisi, orman yeşili... Bahçelerde bin bir çeşit çiçekler. Çok güzel kokular. Arılar, kelebekler. Doğa tüm insanların istediği gibi.
Ama bir de şu taşıt kornaları olmasa. Her evde bir hasta veya uyuyan çocuk olduğunu düşünseler. Ya şu insanlar için yapılan kaldırımları işgal eden insanlara ne demeli? Yerel yönetimler işletme ruhsatı verirken işin önemine göre fiziki durumuna baksa. Kafeterya ve yemek salonları için otopark istese. Lokantalar önünde kaldırımları işgal etmiş müşteri arabaları. İkinci el araç alıp satanlar, dizmişler kaldırımlara satacakları araçları. Bir de kaldırımlarda, iş yerinin önü kesiliyor diye, meçhul kişilerin kestiği ağaçlar var. Meçhul olay gibi. Yapmış ve yanına kalmış her nasıl olsa. Belli, orada önü kesilen ya otel veya market ya da yemek yeri. Mahalle sakini çiçek açan ağacı neden kessin ki? Bu baharda süsleyecekti o caddeleri ve sokakları öldürülen ağaçlar. Kaldırımlar, bazı insanların çiftliği olmamalı. Önerimdir; o kesilen ağaçların yerine hemen en güzel ağaç dikilmeli. Ağaç kesenlere de en yüksek ceza kesilmeli.
Bahar, dünyanın büyülü yüzüdür. Güneş hafif hafif parlar, ılık bir rüzgârı hissedersiniz. Doğa masum, hava saftır. Kuşların güzel seslerini duyarsınız çiçek açan dallarda. Bazı kuşlar şarkı söyler, biz anlamını çözemeyiz. Çimenler ıslak ıslaktır çıplak ayaklarınız altında. Çıkarın ayakkabılarınızı yalın ayak dolaşın kırlarda. Her renk, çiçek başınızı döndürsün. Yaklaşın, koklayın ama çiçek dalında güzeldir koparmayın. Kıvrıla kıvrıla, yeşillikler arasından çıkın yaylalara. Önünüzde yol alsın koyunlar ve kuzular. Yol arkadaşlığı edin, elinde çorap ören çobanla. Sürünün bekçisi olan “Karabaş” dost bilir sizi, korkmayın. Yok, sahili seviyorsanız çıkarın yine ayakkabılarınızı dolaşın sahillerde kumlar üzerinde. Bakın uzaklara; gökyüzünün denizle buluştuğu yere doğru gözleriniz alsın yol. Çıplak ayaklarınıza serin dalgalar ve yumuşak ince kumlar güzel bir duygu verir. Beyaz köpüğü duygularınızı alsın götürsün eski yıllara. İçinizde tatlı bir huzur büyüsün.
Sahilde yürürken şu soruyu da sorun kendinize. Biz bu denize ve sahillere neden böyle hor bakıyoruz? Çöpleri atıyor ve kenti dolgularla denizden uzaklaştırıyoruz?
Şehirlerde sorun da çok çözüm de. Yalnız sorun çözücüler şu soruyu da sormalı kendilerine. “Soruna neşter mi vuruyoruz yoksa acıyı azaltmak için ağrı kesici mi veriyoruz?” Kronikleşen sorunlara köklü çözümler bulmalıyız. Mesela yere sigara izmariti atma, tükürme, düzensiz trafik, dolmuşların ayakta yolcu almaları, temiz olmayan dolmuş araçları, zamansız çöpleri sokağa bırakmak, sokak hayvanlarının insanlara saldırması, isteyenin istediği gibi yaylaları kullanması, kirletmesi, ağaçların kaçak yollarla kesilmesi. Say sayabildiğince. Bir de sokaklarda racon kesenler ve güç gösterisi yapanlar var. Kavgalar, erkek kadın kavgaları, dövmeler, öldürmeler. Ramazan aylarında cami önlerinde sokaklarda ve marketlerde dilenciler. İstismar edilen zavallı çocuklar ve dilenciliği iş edinmiş kadınlar. Hiç de yakışmıyor bahar aylarına.
Bir de bu baharda biz yaşlılar var. Şimdi yaş alanlar deniliyor. Bizler hep baharın güzel bahçelerini severiz. Sorar sorgularız. Yaşadıklarımız bildiklerimiz ve gördüklerimiz var. Zaman gelir geçmişin hayal kırıklığı kuyusuna doğru akar gönlümüz. Baharın güzelliklerine dokunan kirli düşünceler ve eller görünce yüreğimiz üşür. Zaten yaşadığı çevrenin değerlerine değer katacak düşüncesi yoksa bir kişinin, onlar için zaten baharın anlamı yoktur.
Baharın dilini çöz ki bugün yaşadığın yarın hayal olmasın. Önemli olan bahardan tat alabilmek; baharın güzelliğini önce insan ruhuna ve çevreye verebilmek. Bunun için önce ben de bu toplumda varım demek gerekir.
Bahar güzelliklerini yaşayacak ve yaşatacak olan insan. Sorun çözecek yine insan. Yoksa sorunları lambadan çıkan bir cin çözmeyecek. Lambadan çıkan cine inananlar çoktan yok oldu. Herkes kapısının önünü temiz tutarsa çöpçüler ihtiyaç olmaz sözü güzeldi de değeri olmaz eyleme geçmedikçe.
Pür dikkat baharı gözleyin. Bahar acaba ne diyor bizlere? Çirkinleştirin, bozun, yıkın, öldürün mü? Şunu iyi bilin ki bahar savaşları hiç sevmez. Bahar geldi, geçmişte acılardan çok çektik, acıyı tatlandırın. Bakın baharda mucizeler gerçek oluyor. Toprak ağacı besliyor, dal yaprakları, yapraklar tomurcukları. Bahar geldi aklınız yüreğinizi yönetsin. Atın içinizdeki çirkinlikleri baharın sesini dinleyin.
Bahar mevsiminde yakışmıyor dünyaya poşetler içinde cesetler, çinko tabut içinde ölü bedenler. Doğayı korumak ve insanları barışa ve sevgiye yönlendirmek kutsal bir görevdir. Ben öyle anlıyorum baharın dilinden. Baharın diğer adı sevgidir. Bahar bir umuttur. Güzel bahar günlerinde okuyan dostlara çiçekli tertemiz yolculuklar. İyi hafta sonlarınız bahar çiçekleri içinde geçsin.