KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
Kolay değil, bir İlçe Belediyesi'nin 13 yıl bu Tiyatro Geleneğini devam ettirmesi. Önemlidir, Akçaabat'ta "Erol Günaydın Uluslararası Tiyatro Günleri.” Yaşatanları, bugüne getirenleri, kutlamak gerekir. İlk başlatan, düşünenleri de…
Bu yıl davet edilen Tiyatro Toplulukları ve sahneye koyacakları oyunlar şöyle:
Gürcistan Hulo Profesyonel Devlet Dram Tiyatrosu: "Bulutların İçinde" oyunu ile ilk gün tiyatro severler ile buluşacak.
Sonra:
Erzurum Büyükşehir Belediye Tiyatrosu: " Hançer Havası."
Nahçıvan Devlet Tiyatrosu: "Ana"
Giresun Belediye Şehir Tiyatrosu: "Kavuklu Yapay Zekaya Karşı."
Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu:"Bir Şahnaz Oyun."
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu: "Kayıp Yıllar-Muhacirlik-"
Akçaabat Belediye Tiyatrosu: "Varildeki Adam."
Son yıllarda, televizyon dizileri başlayınca, eskiye oranla sinema ve tiyatro önemini yitirmektedir. Yalnız Akçaabat'ta, tiyatro oyun geleneği köklüdür. Belli bir izleyici kitlesi var. Bu gelenek yaşatılıyor. Çok sevdiğiniz dizilerin oyuncularına dikkat ederseniz çoğu tiyatro kökenlidir. Yani nitelikli oyuncular, tiyatrolardan yetişmektedir.
Yalnız, Akçaabat Belediyesi bu etkinliği tamamen ücretsiz yapmaktadır. Bence çok ucuz da olsa bir bilet ücreti koymalı ki tiyatro seyircisi, tiyatro için de bir bütçe ayırmasını bilmeli.
Daha önce sahnelenen oyunlarının birçoğunu izledim. Ben tiyatroda şunları ararım; Seçilen oyun, yaşanılan hayat mıdır? İnsan ilişkileri nasıl? Sahneye konulan oyunda, sahne düzenlemesi nasıl yapılıyor? Mekan, kostüm oyuna uygun mu?
Ayrıca, "Kurgu, konuşma, karakter, konu" benim için önem arz eder.
Tiyatronun önemli bir öğesi de izleyici kitledir. Tiyatroya gelirken sahne oyuncularına saygı duyarak, giyilecek giysilerimiz önemlidir. Giysilerimiz özenle seçilmiş abartısız ve temiz olmalı. Yalnız, Akçaabat Belediyesi Tiyatro Salonun bana göre bir iki eksikliği var. Birincisi, seyircinin salona girmeden önce paltosunu, şapkasını bırakacağı bir resepsiyonu yok. Ayrıca perde arasında bir kahveyi ücret vererek içeceği bir büfesi olmalı. Salon fuayesinde seyircinin dinleneceği rahat koltuklar bulunmalı. Ayrıca köşelerde bugüne kadar oynanan oyunlardan sahne kesitleri, afişleri yer almalı. O gece oynanan oyunun, oyuncuların tanıtım panoları da eklenmeli. Tiyatroya gelen kişiler kapıda karşılanmalı ve yaşı küçük çocuklar veya küçük çocuklu aileler salona alınmamalı. Daha önemlisi tiyatro izlemeye gelen tiyatro severler, tiyatro nasıl seyredilir, nasıl hareket edilir, ne zaman alkış yapılır, ne zaman susulur, sessiz olunur bu kuralları bilmeli. Tiyatronun bir özelliği de insan eğitimidir. Tiyatroda sevinç narası atılmaz, ıslık çalınmaz, bunu her izleyici bilmeli ve kurala uymalıdır. Tiyatroda "mırıltı " bile oyuncunun dikkatini dağıtır. Oyunu bozar. Tiyatro seyircisi biraz da naif olmalıdır. "Güle gönül adamı da bakar, botanik bilgini de." Tiyatro seyircisi ile seyirci birbirinden büsbütün farklıdır. Birincisi oynanan oyun içinde ve sonrası sanatsal duygularla oyunu izler ve değerlendirir. Bir diğeri kendi içsel duyguları ile sanki özgürmüş gibi hareket eder. Tiyatroya gitmenin, oyunu seyretmenin belli kuralı vardır. Gerçek sanatçılar rolünü en iyi şekilde oynarken, izleyici de o oyunun içinde kendini bulur ve sahne sanatçılarına karşı kendine düşen seyircilik rolünü isteyerek oynar. Biliyorum bunlar burada uzun uzadıya anlatılacak konu değil, okullarda bu kültür verilmeli.
Tiyatro gurupları davet edilirken, sahneye koydukları oyunlarının konularına bakmalı. Hatta gidip o oyunlar izlenmeli. Sahnedeki oyuncu sadece konuşmaz. Diyaloglar günlük hayattaki gibi doğal ve canlı, sıcak ve samimi midir? İzleyenlerde bir heyecan uyandırıyorlar mı? Seyirciye merak içinde bırakıyor, gerilim sağlıyorlar mı? Yani olay gerçek izlenimi veriyor mu? Ayrıca yöre kültürüne, örfüne, adetine uymayan oyunlardan uzak durmak gerekir.
Tiyatrodan çıkan tiyatro seyircisinin ağzında şu cümle çıkıyorsa o oyun beğenilmiş demektir. “Güzelmiş valla..."
Bir de tersi var bu işin: "Aşk olsun...Tavsiye ettin bu oyuna geldik. Beğendin mi? Ben beğenmedim." İşte bu söz hem oyuncuları hem de organize edenleri üzer.
Her oyunun bir "mesajı" olmalı. Bakalım 13. Erol Günaydın Tiyatro Günlerinde ne mesajlar verecek şehrimize gelen tiyatro gurupları? Unutmayın bu oyunlar ücretsizdir ve davetiyesiz. Gelip kurallara uyma koşulu ile izleyebilirsiniz. Nasıl bir ağacın meyvesiyle ilişkisi varsa, tiyatro sahnesinin, tiyatro seyircisi ile de ilişkisi vardır. Bunu unutmayın, ona göre hazırlanın ve gelin Akçaabat Erol Günaydın Sahnesine. Oyuncular mı? Beden canlı olmalı, yapmacık, abartılı hareketlerden kaçınılmalı. Jest ve mimikler doğallık arz etmeli. Jest beden dilidir, mimik yüz dili. Rol yapan sanatçı bunu becerebiliyorsa o sahnelerde yer almalı.
Lafı çok uzattık. En iyisi susmak. Sözü gelen tiyatro guruplarına bırakalım ve Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim'i ve Belediye Kültür Müdürü Turhan Bektaşoğlu'nu, arkasındaki ekibi alkışlayalım. Bu kültürü başlatan Şefik Türkmen Başkanı da unutmayalım. Bu tiyatro günlerini bizlere yaşattıkları için... 25 Mart bekleyelim. Perde açılsın, sahnelensin oyunlar. Sonra bakarsın olanları yazarız.
Şu Akçaabat var ya şu Akçaabat, o kadar, muhalifi olsa da Karadeniz İlçelerine “kültür, sanatta” on basar. Kültür ve sanat denildi mi, bizim "çağdaşımız da bağdaşımız da" aynıdır.
13. kez perdeler açılıyor. Yerinizi şimdiden ayırın tiyatro severler.