Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 05.01.2026 14:09 Güncelleme: 05.01.2026 14:09

EMİN BALTA

Akçaabat İmam Hatip Okulları Mezun ve Mensupları Derneği’nin hizmete sunduğu Emin Balta Kültür Merkezi’nin açılışına davetsiz bir misafir olarak gittik.


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 Hava soğuk ve yağmurlu olmasına karşı azımsanmayacak kadar bir ilgi vardı.

Rahmetli Emin Balta'nın sevgili oğlu Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mehmet Akif Balta ve kız kardeşi ile ailesi bu açılışa katılanlar arasındaydı. Ayrıca Trabzon Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Metin Genç, Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Mili Eğitim Bakanlığı’ndan Daire Başkanı Bekir Şirin, DSİ  Trabzon Bölge Müdürü Fatih Kişi, AK Parti Akçaabat İlçe Başkanı Muhammet Ali Yılmaz, Akçaabat Belediye Başkan Vekili Davut Gerigelmez, Akçaabat Belediye Başkan yardımcıları, Trabzon Büyük Şehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürkan Üçüncü, Akçaabatlılar Vakfı Başkanı Yaşar Erbaşaran, Belediye Fen İşleri Müdürü Mustafa Berber, Belediye Kültür Müdürü Turhan Bektaşoğlu, Trabzon Müftü Yardımcısı Mehmet Cebeci ve  Akçaabat’taki liselerden mezun olmuş iş insanları, emekli olmuş öğretmeler, çalışan öğretmenler ve bayanlar oradaydı. Ayrıca Akçaabat İmam Hatip Lisesi'nde Müdürlük yapmış, daha sonra Trabzon Milli Eğitim Müdürlüğü Müdür Yardımcılığı görevinde bulunmuş Miktat Eyüpoğlu da katılmcılar arasındaydı.

Önce okul mezunlarından İlahiyatta okuyan bir öğrenci Kur’ân-ı Kerim okudu. Daha sonra Dernek Başkanı Muhammet Topsakal açış konuşması   yaptı. Daha sonra Emin Balta'nın oğlu DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta konuştu.  Duygusal bir konuşma yaptı. Babası Emin Balta’yı anlattı. Sonra Kaymakam Bey kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra Trabzon Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Metin Genç konuşma yaptı. En son Miktat Eyüpoğlu Emin Balta ile geçen günlerinden kısaca söz etti. Güzel cümleler kurdu. Güzel noktalara parmak bastı.

 Ben hem dinliyor hem de o günleri gözümün önünden geçiriyordum. Ben Emin Balta Bey ile 1985 yılından vefatına kadar olan sürede, kesintili olsa da çalıştım. Ama Emin Balta Bey'i 1974 yıllarında Akçaabat Ortaokulu’nun bahçesinde yaptığımız bir futbol maçında tanımıştım.

Akçaabat Ortaokulu'na gelmiş bir Din Dersi Öğretmeniydi. Maç yapacağımız sırada aklımdan şunlar geçmişti. Din Dersi öğretmeni de futbol oynar mıydı? Bize, “Futbol oynamak günahtır” diye öğretmişlerdi.  İşte bu düşüncemi yıkan ilk Din Dersi Öğretmeni rahmetli Emin Balta olmuştur. Ben kaleciydim. Maç süresince Emin Balta Beyi gözlüyordum. O’nun takımında hep öğretmenler vardı. Çoğu rahmetli oldu şimdi. Hatırladığım Mehmet Hanefi Gürcü, Baki Bektaş, Nizam Dilaver. Ben bu yeni öğretmene dikkat ediyordum. Güleç yüzlü, esmer bir adam. Top ayağına yakışıyor. Belli ki futbol oynamış. Daha sonra aynı yerde çalışınca ondan öğrendim Kayseri'de Rahmetli Haydar Baş ile aynı takımda futbol oynamış. Daha sonra yolda ara sıra görünce selam veriyordum.

1977 yılında Akçaabat İstiklal Caddesi’nde Karantina Deresi üzerinde bulunan eski binada açılan İmam Hatip Lisesi’nin kurucu müdürü olmuştu. Bu binada Müftülük vardı. Müftülüğün boşalttığı yer iki sınıflı bir İmam Hatip Lisesi oldu. Daha sonra bu okul Hamam Çimeni’ndeki Temel Aslan Sitesi’nin deniz tarafındaki ikinci katına taşındı. Burayı da rahmetli Emin Balta ve yardımcıları onararak hizmete sundu. Zaman zaman şikâyete maruz kaldı. Parasız pulsuz kaldı. Ama yılmadı, bu okulu büyüterek daha sonra Miktat Eyüpoğlu'na teslim etti ve kendisi Akçaabat İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Şube Müdürü oldu. Hasbi Kıyaklı Müdürümüz onunla çalışmak istedi. Daha sonra ben ve Avukat İbrahim Keskin Şube Müdürü olarak atandık ve yıllarca beraber çalıştık.

Şimdi gelelim açılış gününe. Emin Balta Bey'i tanıyan öğrencileri ve arkadaşları vardı. Miktat Eyüpoğlu Bey kısaca özetledi bu karakteri ama tam özellikleriyle anlatmadı.  Çünkü hem hastaydı hem de zaman kısıtlıydı.

Şimdi ben biraz Emin Balta Bey'den bahsedeyim. Yani Emin Balta’yı bir de ben anlatayım. Anlatmaya geçmeden açılış günü içimden geçen birkaç cümleyi de buraya aktarayım. Çünkü evladı babasını anlatırken gözümden yaşlar döküldü. Utanarak sildim gözlerimi. Çünkü o saat ve o zaman durmuştu. Ben dünlerde Emin Balta Bey'i görmüştüm rüyamda. Şöyle dedim. Emin Balta Bey yıllarca bu kutlama ve törenlere baktı. Çalışmalarda titizdi. Bu açılışın düzenleyicisi olsaydı mutlaka Kur’ân-ı Kerim okuturdu. Rahmetli olanlar için de saygı duruşu yapar, o salona da bir Türk Bayrağı asardı. Çünkü Emin Balta Bey Din Dersi Öğretmeniydi. Makamında küçük bir Kur’ân-ı Kerim vardı. Her gün açar okurdu. Yalnız Türk Bayrağına karşı da aşırı bir sevgisi vardı. Bayrak şiirini ezberinden kaç defa okumuştu.

Ben O’nunla tanışıncaya kadar hiç böylesine bir Din Dersi Öğretmeni görmemiştim. Sanki itirazı vardı bazı şeylere. Bir kere çocukları çok severdi. Onlar için mutlaka masasında bir hediye saklardı; ya bir çikolata ya bir balon ya da bir şeker. Benim ortanca kızım “Şeker Müdür Amca” derdi Emin Balta'ya. Her gelene geçene selam verirdi. Her ne kadar esmer olsa da yüzü güleç ve berraktı bakışları. Sıcaktı selam verişleri. Daha çok bahar yağmurlarını severdi. Davet edilen her yere gider, davet edilen her masaya oturur, düşünce, ırk, zenginlik, yoksulluk ayırımı yapmazdı. Mutlaka bir saati olurdu masanın üzerinde. Namaz vakitleri saati çalardı. Tahtadan bir bayrak kutusu vardı. İçinde Türk Bayrağı, yanında küçük bir Kur’ân-ı Kerim. Zaman zaman açar okurdu. Yanlışlığa, haksızlığa mutlaka itirazı olurdu. Yanlış yapılanı da açık açık çekinmeden söylerdi.

 Hasta olunca çok çok hüzünlenmişti. “Hasta yatağımda yatarken en çok yağmuru özledim, dostları özledim.” derdi. En rezil gün olarak görmüştü görevden alındığı günü. Önce Maden sonra Ağrı.

Ben hiç böylesine hayata direnen insan görmedim. Kayıkların bile yorgun, uykulu olduğu sabah vakti evinden sahilden Ak Cami’ye doğru yürürdü. Bakardın saat beş buçuk. Sonra bir sabahçı kahvesinde tutuşurdu dost sohbetine. Adam seçmezdi. Bir zamanlar deniz sevdasına tutuldu. Küçük bir kayıkla açıldı denize. Yalnız aklının ucunda hep evlatları vardı. Ne zaman okuyacaklar da büyüyecekler? Eniştesi ve kardeşleri gelirlerdi yanına, dalarlardı dünya ve çoluk çocuk meselesine. Akyazı tepesinde çok da güzel bir ev yaptırmıştı. Takılırdık “Köşkte oturuyorsun” diye. Gülerdi, “Allah sizlere de versin. Kardeşlerim sağ olsun.” derdi.

Şehrin karanlıkları bastığı zaman bakardınız ki, yağmur altında, cami yanında dua okuyor mezarda yatanlara. Yağmura tutulmak çok da hoşuna giderdi. Bilhassa bayramlarda giydiği şık bir beyaz elbisesi vardı. İner sahaya görevini en iyi şekilde yapan öğretmen ve öğrencileri kutlardı. Zaman zaman Hasbi Bey'in kulaklarını da çınlatırdı. Sonra dünür oldular. Gün gelir yakasına ya bir gül takar ya da eline aldığı bir demet zambağı dairedeki masasına koyardı. Zaman zaman İmam Hatip Lisesi’nden gelen şikayetlere kızar, “Sizler bizim çektiğimiz sancıları görmediniz, yaşamadınız” der ve moral vererek uğurlardı.

Emin Bey ile geceleri sokakta dolaşır, öğrenciler ne yapıyorlar ne ediyorlar diye kollardık. Bazen de bir kurumdan daireye ne alabiliriz diye hesap kitap yapardık. Trabzon SSK'dan almıştık koskoca bir bayrak; onu arardık önemli günlerde. Müdürlük binası yapmak için az mı çimento, demir dilendik. Binayı yaptırmıştık Kibar Topsakal'a ama asıl önde olan Emin Balta Bey'di.

Bir zamanlar halkoyunları yarışmasından geliyorduk. Ekrem Yardım’la biz önde otobüste, onlar arkada. Kış günü arabayla uçmuşlardı kanala. Çok korkmuştuk. Döndük baktık Emin Bey oturmuş yol kenarına hem gözyaşı döküyor hem de dua ediyor. Aynı duygusal halde bir daha görmüştüm kendini İstanbul'da hastahanede. Sanki ölüme hazırlıklı gitmişti.

Zaman zaman çalıştığı odadan bakardı sokağa; ne düşünürdü, bilemem. Yalnız denizi ve yağmuru sendiğini bilirim. Bir de üzüntüsü olurdu Trabzonspor maç kaybedince. Trabzonspor şampiyon olunca içi içine sığmazdı.

Kaç defa uzaktan takıp ederdi KTÜ'de okuyan oğlu Mehmet Akif'i. Zaman zaman, “Acaba bizim oğlandan adam olacak mı?” derdi. Oğlu Mehmet Akif güzel bir insan oldu. Şimdi belli bir makamda. Keşke bu günleri görseydi Enin Balta.

Ben açılışta kısa bir an olsa da mahzun bir pencereden baktım rahmetli Emin Balta arkadaşıma. Yanlış bir yolun yolcusu olmamıştır Emin Balta. Şimdi soğuk bir kış günü, sıcak bir ortamda Emin Balta Beyi hatırlıyoruz. O’nun adına açılmış bir kültür evi ne kadar güzel.

Sanki dün gibi, Devlet Tiyatrosu’ndan çıkmışız, yanımızda SSK. Binada asılı olan Türk Bayrağına asılmışız.

Bilmiyorum o eski plaklar Emin Balta Beyin güzel hikayesini ‘mahur’ mu yoksa “nihavent’ mi çalar? En güzel duyguların güftesini Emin Balta Bey yazar.

Böyle güzel insanlar çok az gelir bu dünyaya. İşte Emin Balta böyle biriydi. Geldi ve gitti. Güzel bir evlat ve evlatlar yetiştirdi. İşte Emin Balta'nın eseri olanlardan biri de DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta.

Bugünlerde hicran beyaz. Nedense çok erken ölmeye heveslendi dost, arkadaş, iyi insan Emin Balta. Ruhu şad olsun, mekânı cennet. Ayrıca açılan bu derneğe Emin Balta Kültür Evi"adını veren insanları da kutlarım. İşte vefa bu. Allah bu duyguyu sanki her insana vermedi. O gün orada gördüm; yüzü güneş gibi aydınlıktı duvarda asılan fotoğrafta. Sanki sevgi ve gönül zenginliği giyinmişti rahmetli Emin Bey. O gün o duvarda o köşede Emin Bey gelen dostlarına yine gülümsüyordu. Acının aynasından baktım o gün olaylara, hüzün hep yanımdaydı.

Sanki bazı insanların değerleri öldükten sonra daha çok bilinir. Tüm ölen güzel insanlara rahmet diliyorum.