Huzur KORKMAZ TOPAL - Yaşam Koçu

Tarih: 28.08.2025 15:36 Güncelleme: 28.08.2025 15:36

BU DÜNYADAN BİR SÜT ANNE GEÇTİ

Şimdilerde annemle aynı kabristanı paylaşıp komşuluk yapan bir kadını anlatacağım sizlere.


GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM

Huzur KORKMAZ TOPAL

Yaşam Koçu

huzur06peri@gmail.com

Sevgili annemin her zaman saygıyla bahsettiği Halise ablası, Trabzon’un Erdoğdu Mahallesi’nde doğup hayatının büyük bölümünü İstanbul’un Bebek semtinde tamamlayıp, adeta “toprak çekti” lafını kanıtlayarak, Trabzon’un Akçaabat ilçesine gelerek vefat eden nam-ı değer Halise Tokatlıoğlu.

1923 yılında doğmuş olan annemin saygıyla ve sevgiyle ağzından düşürmediği Halise ablasının hangi yılda doğduğunu bilmiyorum. Ben kendisini tanıdığımda daha ilkokula yeni başlamıştım. Her yıl belli dönemde Ankara’ya bizleri ziyarete gelen Halise Tokatlıoğlu bizim evimizin süt annesiydi. Kimi emzirdi, nasıl süt annemiz oldu bilmiyorum ama süt anneliği yerine getirebilen nadir insanlardandı bence.

Halise Tokatlıoğlu Trabzon’un Erdoğan Mahallesi’nde âşık olduğu adamla evlendi.  Kimsesi yoktu; konu komşu ona el atarak büyütmüştü. Evlendikten kısa süre sonra o yılların illet hastalığı olan verem hastalığına yakalanmıştı. Kocası onu tedavi için İstanbul’a götürmüş ve sanatoryuma yatırarak ortadan kaybolmuş. Halise, oradaki insanların yardımları sayesinde toparlanıp iyileştiğinde ise gidecek bir evi yoktu. O zamanlar Darülaceze olarak bilinen Şefkat Evine yerleştirilen Halise, çalışkanlığı ve yardımseverliği ile göz doldurmuş ve kısa sürede kaldığı yerde çalışmaya başlamıştı. Disiplinli çalışması sonucunda da temizlik hizmetlerinin başına getirilerek oradan emekli edilmiş. Emekli olduktan sonra İstanbul’un Bebek semtinden bir ev alarak hayatını devam ettirmeye başlamış.

“Ben bir Cumhuriyet kadınıyım” der ve hatırladığı tüm savaşların cephe gerilerini anlatmaktan keyif alırdı. Her Anıtkabir ziyaretimizde muhacirlik yılları diye başlar vatan sevgisinin kutsallığını ve varanın değerinin biçilmez olduğunu anlatmaktan büyük heyecan duyardı. “Ben Atatürk’ün sayesinde bir lokma ekmek için kimseye el açmıyorum. Çalışıp emekli olmamı sağlayan atama Allah rahmet etsin.” derdi. 

 Her yıl Ankara’ya bizi ziyarete gelen süt annem son derece hanımefendi ve düzgün görüntüsüyle bizlere harika bir rol model olmuştur. 

Her sabah kahvaltı masasına oturmadan önce geceliğini çıkartır ve güzel bir ev elbisesi geçirirdi üzerine. Rugan, çift fermuarlı siyah çantasından çıkardığı tarağıyla dalgalı simsiyah kısa saçlarını tarar, ardından da eline ve yüzüne sürdüğü kremini itinayla tekrar çantasına yerleştirirdi. Onu hayranlıkla izlediğimi görünce bana dönerek, “Yavrum, kadın dediğin bakımlı olmalı, yatak üstüyle ortalıkta dolaşılmaz, masaya otururken de temiz olunmalı.” der ve kahvaltı masasına geçip kendine ayrılan sandalyede ev halkının masaya gelmelerini beklerdi.

Evimizin yaşlısı olmasına rağmen babama gösterdiği saygı hiçbir zaman dikkatimden kaçmadı. Babama her zaman Temel Bey diye hitap eder, babamın ona abla demesinden de büyük keyif alırdı. Babam eve gelmeden yemeklerin hazır olması gerektiğini tekrar tekrar hatırlatan süt annem, annemi de her zaman bakımlı ve eşine saygılı olması konusunda uyarırdı. 

Annem her zaman saygı ve sevgiyle bahsettiği Halise ablasının, yaşlanıp bakıma muhtaç olduğunu duyduğunda, hatta ve hatta aynı kentte yaşadığını öğrendiğinde, çocukluk arkadaşı olan ve bizim de süt dayı olarak hitap ettiğimiz Sebahattin de süt ile O’nu Akçaabat’taki evine getirterek bakımını üstlendi. Ama kaderin bir cilvesi olarak Halise ablasıyla uzun yıllar yaşayamadı. Süt annem, anneme gelişinin üzerinden kısa bir süre sonra bu dünyada en çok sevdiği Perihan kardeşinin evinde hayata gözlerini yumdu. 

Anlatsam roman olur dediği ömrünün sonunda arkasından dua edecek kan bağı olan hiç kimsesi kalmamış olsa da bizimle kurduğu can bağı neticesinde mezarı ziyaret ediliyor, her zaman baş ucunda Fatiha’sı okunuyor. 

Nur gölünde yat süt annem, ilk öğretmenim, ilk rol modelim...

Sevgi, saygı ve nezaketle kalın.