Cengiz BÖLÜKBAŞI

Tarih: 27.03.2023 11:54 Güncelleme: 27.03.2023 11:54

ÜZERİMDE ÇOK BASKI VAR


AKÇAABAT’TAN

Cengiz Bölükbaşı

cengizbolukbasi@gmail.com

 

ÜZERİMDE ÇOK BASKI VAR

 

Değerli Akçaabatlı hemşerilerim, kıymetli dostlar! Üzerimde herhangi bir baskı olmadan, yalnızca milletvekili maaşı ve sağlayacağı sosyal hakları sebebiyle aç parantez biraz da ihale kovalamak için kapa parantez mebusluğa adaylığımı açıklamak istiyorum. Ne dersiniz? Mutlaka yazıyı okuyanların yorumuna, değerlendirmesine ihtiyacım var.

Efendim, aday borsası açıldı. Siyasi partilere akın başladı. Tabi bu süreçte 20 bin liralar, 30 bin liralar hava da uçuşuyor. Eee beyim kaz gelecek yerden dinozor eksik edilir mi? Etmiyorlar.

Elbette siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsuru. Elbette her yaşını dolduran aday olacak. Elbette her karga yavrusunu şahin görecek, lakin toplumla dalga geçmeden.

Hayatının hiçbir döneminde bırakın siyasetle uğraşmayı, sokakta bir selamı komşusuna çok gören, hayır yapmak şöyle dursun köy derneğinde bağış makbuzunu görünce aklı yerinden çıkanların bu topluma katacağı bir şeyin olduğu kanaati bende hasıl olmuyor.

Bir de elbette bu kimselerin kendilerini hangi devin hangi aynasında gördüğü de enteresan. Kadim bir dostumla bu konu hakkında sohbet ederken bana iki sosyal psikoloğun ortaya koyduğu bir çalışmadan bahsetti.

David Dunning ve Justin Kruger tarafından tanımlandığı Dunning Kruger sendromu.

Bu sendromun aslında temeli şu. İşinde çok iyi olduğuna gerçekten inan yetersiz kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiç rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür! Ancak bu “cahillik ve haddini bilmeme” karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. Eksiler kariyer açısından artıya dönüşür. Sonuçta “kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler.

Bu arada gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında “fazla alçak gönüllü” davranarak öne çıkmazlar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler. Muhtemelen de üstleri, tarafından da ihtiras eksikliği ile de suçlanır bu zavallılar...

O dostuma “ne yapmalıyız” diye sordum. “Biz ikişer tane Hoştayn ya da Montofon cinsi sığırı alıp otlatalım” dedi. Haksız da değil. 

Nasıl tanıdık değil mi bu iki karakter? Onun için de yukarda ilk satırda yazdığım ve ol sebepten ötürü efendim zat-ı şahanem, biricik varlık, bendeniz de aday adaylığı sürecine dahil olmalıyım diye iç geçiriyorum...

Tabii elbette bu borsanın en büyük sorunu çokça baskı altında kalan kimselerin mecburiyetten ortaya çıkıyor olmaları.

Ama siz siz olun spekülatif kağıtlara oynamayın. Yoksa cırıltınız göğe çıkar. (Cırıltı: Akçaabat lehçesinde avazı çıktığı kadar haykırmak)

Tabii şakası bir kenara Akçaabat için konuşmak gerekirse çokça heyecanlıyım. Yani 10 yıllık süreçte tek bir mebus çıkaramayan ilçemiz en azından bir mebusa kavuşur diye de ümit ediyorum.

Son olarak Bertrand Russel’ın bir sözüyle kapatalım bu haftayı: “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır...”

Kalın sağlıcakla...