Cengiz BÖLÜKBAŞI

Tarih: 19.01.2026 13:39 Güncelleme: 19.01.2026 13:39

GEÇEN SENENİN AYNI

2025 yılından 2026 yılına bakiye aynı sorunları yazıp duracağız. Değişmeyecek bizimde kaderimiz maalesef.


AKÇAABAT’TAN

Cengiz Bölükbaşı

cengizbolukbasi@gmail.com

 

Akçaabat’ın sorunlarının her yıl aynı olması benim de canımı sıkıyor ama nasıl derler bizde de temcit pilavı sonuna kadar ocağın üstünden inmeyecek sanırım.

Kar yağışının etkili olduğu şu sıralarda kapalı yol çok şükür yok. Yoğun yağış alan yerlerin dışında sıkıntı gözükmedi bu yıl. Geçtiğimiz yıllarda alınan ve önlerinde kar küremek için aparat olan araçlar işe yaradı. Bu konuda duyarlılık gösteren belediye başkanına ve ekine teşekkür ederek başlayalım. İyiyi öveceğiz lakin eleştirdiğimizde de eleştirilen kişi kafasını yukarıya kaldırıp “kime diyor ya” deyip anlamazlığa gelmesin. Sırada taşlama var…

Hâlâ şehirde tek yön uygulaması bitmiş değil. Bu iş öyle alabildiğine zor değil fakat ne hikmettir bilinmez bir el sanki şehri bile isteye kaosa sürüklüyor gibi.

Umarım 2026 yılında en azından şehir içindeki trafik sorununu rahatlatacak bu ve benzeri sorunları konuşmayacağız. Ama umarım yani…

Trafiği değerlendirirken hâlâ Akçaabat’ın batı girişinin karanlık ve izbe oluşundan da bahsetmek şart.

Başka şehirlere aydınlık olan ve gelenlere bir merhabanın denildiği, şehre girenin de aslında bir kasabaya değil de bir şehre geldiğini hissettiği şehir kapımız maalesef karanlığa gömülü.

Bu konuda bir iki kez canlı yayın yapmıştım. Geri dönüşler de oldu bazı efendilerden ama o iş sadece onla kaldı.

Efendiler bu şehrin sahibi yok mu cidden?

Bu işleri muhalefet sıralarından da duymak isteriz ama muhalefet de bunları pek görüyor gibi değil.

Şehrin bir estetiği olur yani bir kimliği olur. Şu sıralar ikincisine hazırlandığımız sokak sağlıklaştırmasıyla milyonları olanlara yeni milyonlar hediye ediyoruz. Peki İmar Müdürlüğümüze bir yetki tanınsa da bu şehrin dış cephe uygulaması için belirli bir renk dışında çalışma yapılmasa fena mı olur?

Yani Akçaabat bir Bodrum olamaz mı?

Bir de gelişi güzel tabela dikim meselesi var. Geçtiğimiz hafta Belediye Meclisi Üyesi Melikşah Atasoy dile getirdi bu konuları. Ben de buradan yazayım. Bu ne yahu? Eline bir levha alan istediği yere dikiyor. Buna bir dur diyecek zabıta da yok mu? Zabıta arkadaşların işret parmağını yukarıya kaldırdığını görüyorum bu yazıyı yazarken. Yani yukarısı yapacak bu işlemi diye.

Hasılı diyeceğim o ki bu yıl da yine bildik sorunlarla karşınızda olacağız.

Yani sorunları başka ilçelerden ya da şehirlerden transfer etmeyi düşünmüyoruz. Bu yıl da geçtiğimiz yıllardaki sorunları dile getireceğiz. Yapacak bir şey yok.

Oda başkanları değişmedi. Ali Şentürk ve Yaşar Sivrikaya seçimlerin galibi oldular. Fakat Akçaabat’ta çok güzel bir demokrasi şöleni oldu. Loncalarına sahip çıkan esnaf, iktidarıyla ve muhalefetiyle seçim salonlarındaydı. Güzel bir tablo oluştu. 

Buradan seçilemeyen arkadaşlar için gördüğüm eksikleri ve hataları yazmak dorumundayım. Listelerine göz gezdirildiğimde bu genç arkadaşlara şöyle seslenmek isterim: “Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı.”

Bu cümlem kalsın burada. Merak eden bana nasıl ulaşacağını bilir. 

Bir eleştiri de Şoförler Odası Başkanı Ali Şentürk’e ve dolayısıyla divan başkanına. Basın sektöründe uğraşan kâh iyi kâh kötü kâh eleştiren kâh sevindiren haberiler yapmaya gayret gösteren bir kardeşimizi, elektronik ortamda yayan yapan Akça Tv Muhabiri Barış Derlik’i salona sokmamak da ne demek? Ali başkanla konuştum bu konuyu, “basın kartı yoktu” dedi. Bunu sormak O’nun işi değil, divan başkanının görevi. Ayrıca oranın güvenliğini sağlamakla görevli polisler var; onlar da sorabilir bu soruyu. Demokratik bir seçimi gölgelemek anlamı taşıyacak bu tavrı ne Ali Şentürk’e ne de Şoförler Odası’na yakıştıramadığımı buradan yazayım.

Sorunun Akça TV’nin Ali Şentürk’ün aleyhine yaptığı haberler olduğunu da biliyorum.  Konuyla ilgili görüştüğüm bu genç arkadaşımıza “Cevap hakkı için Ali Şentürk’le görüştünüz mü” diye sordum. “Davet ettik açıklama yapsın diye ama kabul etmedi.” dedi.

Sayın başkanın nezdinde tüm Akçaabatlı ve Akçaabat’a hizmete eden bürokratlara sesleniyorum. Gazeteciler sizin övme makinalarınız değildir. Kamu adına iş yapan, çalışan herkes eleştirilir. Siz hiç mağaza vitrinini iyi yapamayan bir esnafı eleştirdiğini gördünüz mü gazetecinin? Bu durum onu ve müşterisini ilgilendirir. Fakat bulunduğunuz görevler bizleri ilgilendiriyor. Onun için herkes bulunduğu konumun ağırlığında hareket etmelidir. Eleştiriyi kaldıramıyorsan evinde oturup torun seveceksin; yerin bu sokaklar değil.

2026 yılı hepimize tekrar uğur getirsin. Kalın sağlıcakla.