Huzur KORKMAZ TOPAL - Yaşam Koçu

Tarih: 05.03.2026 16:15 Güncelleme: 05.03.2026 16:15

ALLAH İYİLİK VE GÜZELLİKTEN AYIRMASIN

Sahurdan sonra çocuklar okula gittiler.


GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM

Huzur KORKMAZ TOPAL

Yaşam Koçu

huzur06peri@gmail.com

 Büyük Hanım namazını kıldıktan sonra biraz uzanmak için odasına çekilmiş, Ata Bey de çalışma odasında haftalık programını hazırlamaktaydı. Zarif Hanım rutin işlerine başlamadan bu Ramazan ayında bitirmeyi hedeflediği Kur’ân’ı eline almış Türkçe anlamını okuyordu. Bu yıl mahalledeki hatim duasına katılmak yerine kendine kılavuz edindiği Kur’ân’ın emirlerini daha iyi yerine getirmek için Türkçe olarak okumayı tercih etmişti. Her gün bir cüz okuyor ve öğrendiklerini hem çocuklarına hem de arkadaşlarına anlatarak yaşamına katmaya çalışıyordu.

Akşam için hazırlık yapmak istiyor fakat biraz daha oyalanabileceğini de düşündüğünden mutfağa girmeden önce haberleri izlemek için televizyonu açtı. Önce bir öğrencinin öğretmenini öldürme haberi ile yıkılan Zarif Hanım ardından da Ortadoğu’daki savaşın görüntüleri ile panikleyerek, eşinin yanına gitti. Acısını ve paniğini eşiyle paylaşan Zarif Hanım, “Allah’ım ne hallere kaldık. Sen insanlara doğru yolu göster, iyilik ve güzellikten ayırma” diyerek dua etti. 

“Bir aile kurmak, çocuk yetiştirmek sosyal medya hesaplarında paylaşımı yapıldığı gibi kolay ve sıradan olmamalı. Toplum olarak çocuklarımızı öz güvenli yetiştirmek adına saygısız ve empatiden uzak yetiştirmiş olmanın acısını çekiyoruz. 

Evlerimizde prens ve prensesler yetiştirdik. Tabi ki böyle olmalıydı; bizler de kral ve kraliçeleriz ya! Büyütülürken karşısındakine saygı duymayan, sevgi bilincinden uzak ve nezaketsiz olmanın üstünlük olduğu öğretilen bireyler büyüdüklerinde de saygısız, sevgisiz ve kaba bireyler haline gelmektedirler. Çocuklarımıza değer verdiğimizi düşündüğümüz davranışlar onların egoist ve bencil bireyler olmasına neden olmaktadır. Çocuklarımıza, istedikleri her şeyi anında vererek, onların sorumluluğunda olan birçok şeyi onlar adına yaptığımız ve sen üstünsün, sen başkasın, sen çalışkansın, sen başarılısın diyerek sevilmenin ve gözde olmanın tek yolunun bu özellikler olduğunu bilinçsizce verdik.” diye içinden geçirdi.

Bugün her zamankinden daha özenli ve çeşitli yemekler hazırlaması gereken Zarif Hanım, misafirleri için çorbadan tatlıya, ana yemekten iftariyeliklere kadar birçok ikramı düşünerek güzel bir sofra hazırlamak istiyordu. Hummalı bir çalışmayla iftar vakti gelmeden yemekleri ve masasını hazırdı. Hazırladıklarına bakarak Allah’a şükreden Zarif Hanım, savaşın içerisinde kalan ve hastalıkla, yoklukla açlıkla cedelleşen tüm insanlar için dua ederek savaşın bitmesini diledi. 

Misafirlerin gelmesi ve ezanın okunmasıyla çorbalar içildi, yemekler yenildi. Masadan kalkılıp oturma salonuna geçilirken çocukları da davet eden Zarif Hanım, çocuklar için ıhlamur, büyükler için de çayları hazırladı ve tatlıları da servis ettikten sonra, “Çocuklar, toplumsal hayata hazırlanmanız için sizlere birkaç söyleyeceğim şey var. Beni dinleyip anlamaya çalışırsanız çok sevinirim.” diyerek söze başladı.

“Okulda küçüklerinizi koruyun, büyüklerinize, öğretmenlerinize, okul müdürüne ve okulda görevli tüm memur ve hizmetlilere saygılı davranın. 

Sokakta yüksek sesle konuşarak çevrenizi rahatsız etmeyin. Kamu malına zarar verecek davranışlardan kaçının. Sokak ortasından değil, kaldırımlardan yürüyün. Sokağa çöp atmayın, atanları uyarın. Esnaftan veya okul kantininden alışveriş yaptığınızda hayırlı işler dilemeyi ve teşekkür etmeyi unutmayın. Çevrenizde gördüğünüz temizlik görevlisine, inşaat çalışanına, simitçiye, ayakkabı boyacısına, dükkanının önünü süpüren esnafa, apartman görevlisine, su satıcısına daha sayamadığım emekçi insanlara saygılı ve nazik olun, yanlarından geçerken kolaylıklar dilemeyi unutmayın.”

Sonra sözü misafir Neşe Hanım alarak, “Ne güzel bir konuya değindin Zarif’ciğim. Benim de birkaç söyleyeceğim var müsaade edersen söylemek isterim diyerek söze girdi: “Toplu taşıtlara binerken sıraya girmeye dikkat edin, büyüklerinize, engellilere, çocuklulara ve hamilelere yer veriniz. Toplum içinde sakız çiğnemeyin, arkadaşlarınızla konuşurken saygılı ve ölçülü davranın. Kaba söz ve aşağılayıcı davranışlardan kaçının. Kötü söz söyleyene aittir bunu sakın unutmayın. Başkası konuşurken sözünü kesmeyin, size söyleneni dinleyin ve kendiniz için dersler çıkarmaya çalışın.”

Büyük Hanım da bu konuların konuşulmasından hem pek hoşnut hem de ağzının içindekileri bir an önce dışa çıkarmak için aceleci bir üslupla, söze girer:

“Odalarınızda ve yalnız olduğunuz zamanlar hariç hiç kimsenin yanında uzanarak oturup yanınızdakini ve karşınızdakini rahatsız etmeyin, bulunduğunuz ortama her kim gelirse gelsin oturduğunuz yerden ayağa kalkarak pozisyonunuzu düzeltin ve geleni selamlamayı ihmal etmeyin. 

Misafirlikte veya evlerinize misafir geldiğinde baş köşeye geçip oturmayın. Büyüklerinize hal hatır sorarak gönüllerini alın, onların tecrübelerinden yararlanın ve sözlerini kulağınıza küpe edin.”

Sohbetin güzelliğine kendini kaptıran beyler de birer birer lafa karıştılar:

“Başarmak için çok çalışın, kimsenin önüne geçmek için uğraşmayın, arkadaşlarınızın başarısı ile gururlanın, onların başarısı sizin örneğiniz olsun yarışınız değil. Şiddetle hiçbir şeyi halledemezsiniz. Sizden daha güçsüze karşı gösterdiğiniz şiddet, sizin gücünüzü değil acizliğinizi gösterir. Güç kaba kuvvet değil, nezaket anlayış ve sevgidir. Haksız kişi sesini yükselterek, şiddet uygulamaya meyilli kişidir. Şiddet acizliğin ta kendisidir.”

“İyi birey olmak başarılı olmak demek değildir, başarı da makam ve mevkiyle kazanılmaz. Başarılı ve toplumda söz sahibi olmak için etikete ihtiyacınız yok. Doktor olup hastanıza gerektiği gibi nazik ve anlayışlı yaklaşamıyorsanız, mühendis olup insanların rahat yaşaması için çalışmıyorsanız, holding sahibi çok zengin bir iş insanı olup himayenizde çalışanlara adil olamayıp, çalıp çırpıyorsanız başarılı olmuş olmazsınız.” 

“Hayatta başarı önce insan olmak ve insanca davranmaktır. Başardım diyebilmek için hedefinizi belirleyin, bu hedef için çok çalışın, hırslanmayıp azimli olun, hırs sizi adaletsizliğe itebilir. Kimsenin hakkına saldırmadan kendi elinizdeki ile yetinin ve arkanızdan ‘hakkıydı kazandı’ dedirtebilin. İnsan olabilmek için mükemmel olmak gerekmez. İnsan olabilmek, vicdanlı, merhametli, adil, sevgi dolu ve değerli hissettirmeyi bilmektir.”

Misafirlerin kalkmak için müsaade istemesiyle keyifli bir akşamın bittiği anlaşılırken, çocukların gülen yüzleri ayrılık vaktinin gelişiyle biraz düştüyse de Neşe Hanım’ın, ‘haftaya da bizde iftar edelim’ demesiyle yerini heyecana bıraktı. 

Zarif Hanım, misafirlerin ardından ortalığı toparlarken, çocuk sahibi olan veya olmayı düşünen bireylere anne baba okulları açılarak ebeveyn eğitimi verilmeli ve bu eğitimlerde de bu akşam konuştuğumuz konular ele alınmalı diye düşünmekten kendini geri alamadı.

Sahur için kalkması gerektiğini hatırlayan Zarif Hanım yatak odasına giderken içinde savunmasız çocuklara karşı sevgi, bilinçsiz ebeveynlere karşı merhamet ve savaşa karşı büyük bir öfke vardı. 

Sevgi, saygı ve nezaketle kalın.