16675,83%-3,15
43,84% 0,19
51,59% 0,06
7041,74% 0,07
11672,32% 0,00
Sebat Gençlik Spor’un orta saha oyuncusu Oğuzhan Özleşen, elde edilen başarılı sonuçların perde arkasını ve Türkiye’deki üçüncü durağı olan Karadeniz macerasını kulübün medya merkezine değerlendirdi.
Doğu ve Akdeniz bölgelerinin ardından Karadeniz’e uzanan yolculuğunu anlatan 24 yaşındaki futbolcu, namağlup serinin sırrını, takım içindeki mücadele ruhunu ve taraftara verdiği mesajı samimi ifadelerle paylaştı. Avusturya’da başlayan kariyerinin Türkiye’de nasıl şekillendiğini de anlatan Özleşen, iki ülke futbolu arasındaki farklara değindi.
1) Gurbetçi bir oyuncu olarak Iğdır ve Alanya’nın ardından Türkiye’deki üçüncü durağın Trabzon Sebat Gençlikspor oldu. Takıma ve şehre uyum sürecin nasıl geçti? Transfer sürecinde seni buraya çeken en önemli faktör neydi?
-Doğu ve Akdeniz bölgelerinden sonra Karadeniz’de forma giymek benim için farklı bir deneyim oldu. Burada iklim şartları gerçekten daha farklı; yağmurun daha fazla olduğu, havası ve atmosferi değişik bir bölge. Ama futbolcu olarak her şartta adapte olmanız gerekiyor. Çok şükür, hem şehre hem takıma kısa sürede uyum sağladım. Sebat’a transferim son gün gerçekleşti. Açıkçası uçağa bindiğim andan itibaren kafamda tek bir hedef vardı: şampiyonluk. Buraya sadece forma giymek için değil, bir başarı hikâyesinin parçası olmak için geldim. İnşallah sezon sonunda bunu hep birlikte başaracağız.
2) Sebat Gençlikspor, Türkiye profesyonel liglerinde namağlup ilerleyen iki takımdan biri konumunda. Bu istikrarlı performansın arkasındaki en önemli etkenler sence neler? Namağlup ilerlemek takım üzerinde ekstra bir baskı oluşturuyor mu?
-Sahada kaybetmeyi asla kabullenmeyen bir takımız. Geriye düştüğümüz maçlarda bile oyundan kopmadık; ya skoru eşitledik ya da galibiyeti yakaladık. Bu da takım karakterini gösteriyor. Namağlup ilerlemek bize ekstra bir motivasyon sağlıyor çünkü her hafta o seriyi sürdürme bilinciyle sahaya çıkıyoruz. Tabii ki rakiplerimiz de bize karşı daha özel hazırlanıyor. Namağlup bir takıma karşı oynamak herkes için ayrı bir motivasyon kaynağıdır. Ama biz buna izin vermemeye, kendi oyunumuzu sahaya yansıtmaya çalışıyoruz. Önemli olan disiplinimizi ve inancımızı korumak.
3) 52 Orduspor FK deplasmanında alınan 1 puanı ve ortaya koyduğunuz oyunu nasıl değerlendiriyorsun? Önünüzdeki Tokat Belediyespor karşılaşması için taraftarı nasıl bir mücadele bekliyor?
-Lig uzun bir maraton. Her maçta en iyi oyununuzu ortaya koyamayabilirsiniz ama her maçta en üst seviyede mücadele etmek zorundasınız. Orduspor deplasmanında hedefimiz 3 puandı. Zor bir deplasmandı ve istediğimiz sonucu alamadık belki ama aldığımız 1 puan da bizi negatif etkilemedi. Çünkü sezon sonunda bu tür deplasman puanlarının ne kadar değerli olduğunu görebiliyorsunuz. Şimdi önümüzde Tokat Belediyespor maçı var. Hafta boyunca en iyi şekilde hazırlanıp sahaya kazanmak için çıkacağız. Taraftarımıza iyi bir futbol izletip 3 puanı almak istiyoruz.
4) Taraftar desteği hakkında ne düşünüyorsun? İç saha ve deplasman atmosferi performansınızı ne ölçüde etkiliyor? Onlara iletmek istediğin bir mesaj var mı?
-İç sahada ve deplasmanda bizi yalnız bırakmayan tüm taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Onların desteğini sahada gerçekten hissediyoruz. Özellikle sezonun son 9 haftalık bölümüne girerken bu destek bizim için daha da önemli hale geliyor. Kendi sahamızda tribünlerin dolu olması bize ekstra güç veriyor. Maçın zor anlarında onların sesi, enerjisi ve inancı bizi ayakta tutuyor. Bazen sahada yorulduğunuz anlarda tribünden gelen bir tezahürat bile sizi yeniden ayağa kaldırabiliyor. Şampiyonluk yolunda taraftarımızla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Biz sahada sonuna kadar mücadele edeceğiz, onların da son düdüğe kadar yanımızda olmasını istiyoruz. İnşallah sezon sonunda bu başarıyı hep birlikte kutlayacağız.
5) Uzun yıllar Avusturya’da futbol oynadın. Sence Avusturya ve Türkiye ligleri arasında tempo, fiziksel güç ve oyun anlayışı açısından en belirgin farklar neler? Hangi ortam daha zorlayıcı?
-Avusturya ve Türkiye futbolu arasında aslında benzer yönler oldukça fazla. Ancak Avusturya’da disiplin, kondisyon ve fiziksel güç biraz daha ön planda. Oyun temposu yüksek ve sistem disiplini çok önemli. Bu nedenle Avusturya’da uzun yıllar forma giymek, benim için hem fiziksel hem de mental olarak çok öğretici oldu. Türkiye’de ise teknik kalite ve bireysel yetenek daha fazla öne çıkıyor. Oyuncular topa daha hakim ve oyun içinde yaratıcılık daha belirgin. Burada oynarken anlıyorsunuz ki hızlı düşünebilmek ve oyuna adapte olabilmek büyük fark yaratıyor. Elbette her iki ülkede de futbol oynamanın kendine göre zorlukları var. Farklı kültürlerde oynamak benim gelişimime büyük katkı sağladı ve her iki deneyim de kariyerimi zenginleştirdi.