16345,82%-0,38
43,60% 0,16
51,57% 0,37
6942,61% 3,13
11654,37% 0,11
Tershane programında Akçaabat’ın zemin risklerine ve dolgu alanlarındaki yapılaşmaya dair hayati uyarılarda bulundu.
Sismoloji: Dünyanın Kalp Atışlarını Takip Etmek
Depremleri dünyanın hayatiyetini sürdürdüğünün bir kanıtı, bir nevi "kalp atışı" olarak nitelendiren, dünyanın bu hareketlilik sayesinde yaşanabilir bir hale geldiğini ve yeraltı kaynakları ile verimli toprakların bu süreçlerle oluştuğunu belirten Prof. Dr. Nilgün Sayıl, temel meselenin depremin kendisinin değil, insanın bu doğa olayına karşı aldığı ya da almadığı önlemler olduğunu vurguladı.
Akçaabat'ın Zayıf Zemin Yapısına Dikkat
Tershane programında Akçaabat özelinde çarpıcı bilgiler paylaşan Prof. Dr. Sayıl, ilçenin sahil kesiminin Trabzon ve çevresindeki en yumuşak ve en zayıf zemin grubuna sahip olduğunu ifade etti. Özellikle Söğütlü Deresi gibi dere ağızlarında biriken kalın alüvyon tabakalarının, deprem sarsıntısını kat kat büyüterek binalara ilettiğini vurgulayan Sayıl, 6 Şubat depremlerinin bölgede bu kadar şiddetli hissedilmesinin ve halkta büyük tedirginlik yaratmasının temel nedenlerinden birinin bu zemin büyütmesi olduğunu belirtti.
Dolgu Alanları ve Stratejik Yapılar
Tershane özel yayınında bölgedeki dolgu sahaları üzerine yapılan büyük yatırımlar da masaya yatırıldı. Şehir Hastanesi, stadyum ve havalimanı gibi projelerin dolgu alanlarında yükselmesini değerlendiren Nilgün Sayıl, stratejik öneme sahip yapıların -özellikle de afet anında aktif kalması gereken hastanelerin- mümkünse dolgu alanlarından uzak, daha sağlam zeminlere inşa edilmesi gerektiğini savundu. Sayıl, bunun için öncelikle tüm şehri kapsayacak mikrobölgelendirme çalışmalarının yapılarak tehlike düzeyini tanımlayacak zemin parametrelerinin belirlenmesi gerektiğini, dolgu zeminlerde yapılacak binaların ancak zeminlerin çok titiz mühendislik hesapları ile güvenli hale getirilebileceğini, aksi durumun risk teşkil edeceğini hatırlattı.
Türkiye'nin Tamamı Deprem Bölgesidir
Sayıl, Trabzon’un doğrudan büyük bir fay hattı üzerinde olmasa da 100-150 kilometre mesafedeki Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda yaşanacak 7 ve üzeri bir depremin bölgede ciddi hasar bırakabileceğine dikkat çekiyor. Türkiye'nin hiçbir bölgesinin deprem riskinden muaf olmadığını belirten Sayıl, Tershane programı aracılığıyla yetkilileri bilimin ışığında hareket etmeye ve afet planlarını stratejik bir hedef olarak görmeye davet etti.
