Akçaabat'ın Sertkaya Mahallesi sınırlarında yer alan ve kayıtlarda mera olarak geçen Hıdırnebi Yaylası'ndaki yaklaşık 150 dönümlük tarım arazisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilerek turizm alanı olarak belirlendi. Proje kapsamında söz konusu alana turizm oteli yapılması için imar planı değişikliği de gerçekleştirildi.
Uzun yıllar Sertkaya köylüleri tarafından hayvancılık faaliyetleri için kullanılan Hıdırnebi yaylası, köylüler tarafından sahip çıkılmış ve geçim kaynağı olmuştu. Ancak köylüler, turizm projesinin hazırlanması sürecinde kendilerine herhangi bir danışılmadığını belirterek uygulamaya tepki gösterdi.
Mahalle sakinlerinden Ali Çavuş, yaptığı açıklamada, "Osmanlı döneminde, yaylalarda ki mera ve otlak alanları, hayvancılığın geliştirilebilmesi için en yakın köylülerin ihtiyacına sunulmak üzere tahsis edilmişti. Hıdırnebi yaylası da bunlardan biridir. Uzun yıllar söz konusu bu otlak ve meralarda Sertkaya köylüleri hayvancılık yaparak geçimlerini sağlarken hem de yaylalarına sahip çıkmışlardı. Şimdi ise Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesinde olan bu alanları devralarak vasfını turizm alanı olarak değiştirdi. Bu yetmemiş gibi buraya birde turizm oteli yapmak üzere imar planı değişikliğine gitti. İşgal planı da diyebileceğimiz bu projeye köylüler ateş püskürdü. Çünkü kendileri projenin hiçbir aşamasında yoktu. Yani kendilerine bir şey sorulmadı. Böyle olunca da haklı olarak köylüler ayağa kalktı. Köylüleri yok sayarak böyle bir projeye imza atmak yok hükmündedir. Çünkü asıl taraf olan köylülerdir. Demokratik hukuk devletlerinde böyle tek taraflı işgal planı hazırlamak tamamen yasalara aykırıdır." dedi.
Çavuş ayrıca, altyapısı olmayan ve ÇED raporu bulunmayan projenin çevreye ciddi zararlar verebileceğine dikkati çekerek, "Bu proje, ÇED raporu olmayan ve uzun vade de çevreye ne gibi yan etkileri olabileceği hesaba katılmamış korsan bir projedir. Çevre yerleşim alanlarının suları, tamamen Karadağ ve Hıdırnebi'den beslenmektedir. Buralarda oluşacak kimyasal atıklar mutlaka sızıntıyla beraber içme sularına karışacaktır. Böyle olunca da buraları rant uğruna uluslar ve şehirler arası yol geçen haline getirmek demek çevre halkının canına okumak demektir. Demem o ki, yayla ve meralarımızın sürdürülebirliği ile biyolojik çeşitliliğin korunabilmesi için mutlaka bu projeden vazgeçilmelidir. Her şey doğa ve insan odaklı olmalı ve çevre kirliliğine asla müsaade edilmemelidir. Siyasi ayrım gözetmeksizin Akçaabat'ımızı temsil eden bütün siyasi temsilcilerimiz ile sivil toplum örgütlerini bu işgal projesine karşı çıkmaya davet ediyorum." ifadelerini kullandı.
