Akçaabat İlçe Müftüsü Yusuf Genç, Ramazan ayının ardından kaleme aldığı yazısında; mübarek ay boyunca kazanılan ibadet bilinci, sabır, paylaşma ve dayanışma ruhunun sadece Ramazan'la sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, bu manevi kazanımların hayatın her anına taşınmasının önemine dikkat çekti.
Müftü Genç'in 'Elveda Ya Şehri Ramazan' başlıklı yazısı;
"Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan ayını (Buhari, Savm, 5) geride bıraktık. Ramazan ayının gündüzünde gecesinde, orucunda teravihinde Rabbimizin rızasını aramaya gayret ettik. İbadetlerimizi ve iyiliklerimizi çoğaltmaya, sabrımızı ve tövbemizi artırmaya, Kur'an'la beslenip takva elbisesi kuşanmaya çalıştık. Oruçla bedenlerimizi ve nefislerimizi terbiye altına aldık. Bir kez daha sabrı, yardımlaşmayı, paylaşmayı ve özveriyi öğrendik. Gönüllerimizi, manevî huzur ikliminde bir ay boyunca yıkadık. Zekât ve sadakalarımızın bizi mal tutkusundan, dünya hırsından arındırmasını niyaz ettik. Mukabelelerle Peygamberimizin sünnetini ihya ederken, iftar sofralarında lokmamızı sevdiklerimizle ve ihtiyaç sahipleriyle paylaştık. Tekbir ve salâvatların yükseldiği camilerimizde ümmet olmanın coşkusunu yürekten hissederken, geçen yıllarımızın muhasebesini yaptık. Hata ve günahlarımızdan tövbe ettik, rabbimizin affına sığındık.
Ramazan'da kazandığımız bu güzel haslet ve yüksek değerleri, ramazan sonrasında da koruyup yaşamak oldukça önemlidir. Zira Yüce Allah'a karşı sorumluluğumuz sadece Ramazan ayına mahsus değildir. Ramazan ayı boyunca aksatmadan yerine getirdiğimiz ibadetlerimize ramazan sonrasında da devam etmeliyiz. Teravihlerden sonra da camilerimiz beş vakit dolmalı, iftarlardan sonra da muhtaçların sofrası donatılmalı, orucun zindeliği, sadakanın cömertliği bir yıla yayılmalıdır. Dini görevlerimize ramazan sonrasında da devam etmeliyiz. Nitekim Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de "Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et." (Hicr, 15/99.) buyurarak ömrümüzün her anını kulluk şuuruyla geçirmeye bizleri davet etmektedir. Rabbimizin bu emrine uyarak, bu ilahi davete icabet ederek, Ramazan'da kazandığımız güzel hasletleri hayatımız boyunca devam ettirelim. Ramazan günleri bitmiş olsa da Ramazan bereketi ve Ramazan samimiyeti ömrümüzden eksik olmasın. Hz. Âişe'nin (r.anhâ) anlattığına göre Resulüllah'a (s.a.v.): "Hangi ibadet Allah Teâlâ'ya daha sevimlidir? diye soruldu? Efendimiz (s.a.v.); Az da olsa devamlı olanıdır." (Buhârî, Kitâbü'l-Müsâfirin', 218) diye cevap buyurdular. Terk ettiğimiz kötü alışkanlıklara, günahlara tekrar geri dönmemeliyiz. Ramazan-ı Şerif'e gösterdiğimiz saygıdan dolayı birtakım kötü alışkanlıkların terk edilmesi ne kadar sevindirici ise, Ramazan bitince günahlara ve kötülüklere tekrar dönülmesi de o kadar üzücü ve düşündürücüdür.
Sonuç olarak, mübarek Ramazan ayı bize, burada sayılamayacak kadar kazançlar sağlamıştır. Ramazan ayı boyunca yoğun bir ibadet mevsimi yaşadık ve bundan manevi bir haz aldık. Fazilet ve bereketinden istifade ettik. Ramazan'dan sonra aynı hal üzere devam edelim. Yine sofralarımız evimizin ve ailemizin dışına taşsın. Tahammülümüz ve sabrımız benliğimizi sarsın, nafile oruçlarımız, sadakalarımız, namazlarımız hayatımızı süslesin. Tebessümümüz karşımızdakilere ümit bahşetsin. Ellerimiz muhtaçların uzanan elleriyle buluşsun. Ramazan'ı yücelten Kur'an hep önümüzde olsun ve bizi doğru yola iletsin. Ramazan'a hürmeten terk ettiğimiz kötü alışkanlıklarımız, Kur'an'a hürmeten bizi terk etsin. Amellerin fazileti devamlı olmasındadır. Konuyla ilgili olarak bir âyet-i kerîmede de Allah Teâlâ: "Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et" (Hicr,15/99) buyurmaktadır. O halde Ramazan'da nefsini ıslah eden, güzel amellerle sevabını arttıran Mü'min bu durumunu ömür boyu muhafaza etmelidir. Ramazanımız mübarek olsun. Rabbin nice Ramazanlara bizleri kavuştursun."