Yazı Detayı
11 Temmuz 2018 - Çarşamba 11:55
 
SÜLEYMAN ŞAH VE AFRİN
Mustafa YAZICI
 
 

TARİH DÜNYASI

Mustafa YAZICI

Araştırmacı-Yazar

 

SÜLEYMAN ŞAH VE AFRİN

 

Trabzon Ayasofya Camii Şerifi’nin müze olmadan öce 1953-63 yılları arasındaki son imamı olan rahmetli Muhammed Şefik Yazıcıdan bana hâtıra kalan “MEŞHUR OSMANLI KUMANDANLARI” adlı çok değerli Osmanlıca kitabı okurken hemen başlangıç sayfalarında Suriye hududumuzdaki Afrin’de mezarı rahatsız edilen ve tartışılan Süleyman Şahla ilgili bir bölüme rastladım. Çok dikkatimi çekti. Tercüme ettiğim bu yazıyı okuyucularımızın, basınımızın ve de kamunun dikkatlerine sunmayı uygun gördüm. Umarım çok makbule geçecektir. Zira burada Türkiye Cumhuriyeti devletimizin ve kahraman Ordumuzun Afrin Harekâtı’ndaki haklılığı tarihen de, ortaya çıkmış durumdadır.

Kitap, Osmanlıca olarak Rumi tarihle 1318 (M.1902-1903) yılında İstanbul’da 62 No’lu Eski Zabtiye Caddesi’nde İbrahim Hilmi‘nin İslâm ve Askerî Kitaphanesi’nde Maarif Nezareti Dâhiliye Matbuat Müdürlüğü’nün ruhsatıyla basılmış.

Kitabın yazarı da bir Subay: Piyade mülâzımlarından (teğmenlerinden) Ahmet Refik Bey.

Kitap o zamanki tarihlerde “POLATHANE TÜRK OCAĞI” tarafından tanıtılmış, ciltli olarak dağıtılmıştır. Bu nedenle bu hâtıratı okuyunca o zamanki Akçaabat’ın ve Trabzon’un millî yapısının sağlamlığını ve de vatanseverliğini Ortadoğu için bile anlamak mümkün.

Kitabın 6. sayfasında dikkatimizi çeken konuya şöyle girilmiş:

”Hicretin 456(M.1063=11.Asır) senesinde Asya’da hüküm tesis eden Selçuklular, Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu’na birkaç araziden başka bir şey bırakmadılar. Hâlbuki Gazneli Mahmutlar, Alparslanlar, Melikhşahlar gibi her biri asrının birer cengâver ferdi olan kahramanların yüce himmetiyle şânı artan, ezici üstünlük sağlayan bu hükümetler de çok bir zaman istikrâr edemedi. Oğuz Han neslinden olan Süleyman Şâh 50 bin kişi ile etrafa ateşler saçarak Asya’yı ayakları altına alan Cengiz’in nice kadrinden (hainliğinden-zulmünden) kurtulmak için batıya doğru hareket etti. Fırat nehrinden geçerken Cağber (Ca’ber) kalesi batısında atının ayağı kayup gark olarak vefatı, başkanı olduğu kabilenin dağılmasına sebep oldu. İşte bu üzücü vaka, Ümmetin kalbinde üzücü bir te’sîr ortaya çıkartarak kendinden sonra gelenlerin yüce görüşleri altında şân sahibi olan şâirleri;

Zikre şâyândır Fırat’ın her yeri

Ben bir Türküm unutmam Ca’beri

Türk olan nimet şinâs olmak gerek

Uçarak gitsem mezar-ı türk’e dek.

Ey mezâr-ı Türk! Safvethanesin.

Her zamanın şâhısın, şâhânesin

 İftihâr et, ey saray-ı ma’nevî!

Türklerin şâhı sende olmuş münzevî..

Ziyaretçilerin daima saygı göstersin.

Göstermeyenler daima küçülsün.

Ey Süleyman Şâh, minnettarınız!

Şükreden evlâtların, feyz âsârınız..

İhlâsınla övünç kaynağı oldu;

Oğlun ertuğrul gibi bir kahraman..

Afrîn Ertuğrul’un yârânına;

Afrîn Ertuğrul’un Osmanına...

Şânımız Osmansız olmaz, şânlıyız;

Bunca milyon   halk hep osmanlıyız..

Hasretli manzumesiyle hissiyatını açıklamaya mecbur eylemiştir.

Süleyman Şâh’ın vefatını müteakip destân-ı millîmizi süsleyen Yüce iftihâr edilecek ma’lûmâttan sonra; Oğlu Ertuğrul Gâzî H. 630’da (M.1232’de)  Sekûd havalisinde yerleşti. H.680’de (M.1280’de) vefatının vukuuna dayalı Başkomutan olan mahhdûmî (hizmetkârı-oğlu) Osmân Gâzî Hicret’in 699 (M.1299) senesinde bir müddet belikli ünvânıyla gâlib hükmünü icra eyledikten sonra Saltanat bayrağını İstiklâl burcuna dikti.(İstiklâl Burcunun Saltanat Livasına tayin oldu)

Bu Hükümet ise, kurucusunun yüce namının cengâverliğine izafetle “OSMANLI HÜKÜMETİ” nâmiyle kurularak İslâm’ın parlak kılıcıyla şarkı ve garbı aydınlatmaya başladı.

Osmanlıların zuhuruna medâr olan (yarayan)sebeplerin en birincisi harp ve dolaysıyla askerlik olduğundan askerlik cüz’î bir zamanda şayân-ı hayret bir surette terakki eyledi (ilerledi, gelişti). Hatta Osmanlı hükümeti, derhâl askerî bir hükümet haline dönüşerek mülkün arazi taksimatı bile askerlik nokta-i nazarından tanzim edilmişti (düzenlenmişti).”

Süleyman Şah en başarılı bir Müslüman Türk kumandanı ve kahramanı olarak hem Selçukluların ve hem de Osmanlıların atasıdır. Çünkü: Selçuklu Ertuğrul Gâzi’nin babası, Osmanlıların kurucusu olan Osman Gazi’nin dedesidir. Bugün Türkiye Cumhuriyetinin girdiği Afrin topraklarında yaşadı ve öldü. Ne yazık ki düşmanlar kabrini bile rahatsız ettiler. Zira o atalarımızın mirası topraklarda PKK, Ermenistan’ı ve onların kuklası olan Kürdistan’ı kurmak istiyorlar. Gerçek Müslüman Kürtler ise Türkiye’den asla ayrılmak istemiyorlar. Süleyman Şah’ın Türkiye’nin güney hududundaki Süleyman Şâh türbesine de aynı sorumlulukla sahip çıkıyorlar. PKK’nın arkasındaki güçlere de karşı çıkıyorlar. Milli şairlerin Süleyman Şah türbesine ve Afrin’e dair söyledikleri şiirler de çok olumlu ve çok önemle mesajlar veriyor.

Buna göre demektir ki Selahaddin Eyyübî’nin ve Sultan Vahdeddin’in Şam(daki türbeleri gibi Türkiye’nin güneyinde bulunan Süleyman Şâh türbesi de Ortadoğu’nun ve Afrin’in sembolüdür. Bu gerçekten hareketle Süleyman Şah’a, türbesine ve Afrin’e topyekûn sahip çıkmalıyız. Bunun için de devletimizi bir kere daha kutluyoruz.

 
Etiketler: SÜLEYMAN, ŞAH, VE, AFRİN,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bu Haftaki Sayımız
Alıntı Yazarlar
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
21
0
2
3
6
11
2
Fenerbahçe
20
0
3
2
6
11
3
Trabzonspor
19
0
2
4
5
11
4
Alanyaspor
19
0
2
4
5
11
5
İstanbul Başakşehir
19
0
2
4
5
11
6
Galatasaray
19
0
2
4
5
11
7
Yeni Malatyaspor
18
0
3
3
5
11
8
Beşiktaş
18
0
3
3
5
11
9
Gaziantep FK
15
0
4
3
4
11
10
Çaykur Rizespor
14
0
5
2
4
11
11
Göztepe
13
0
4
4
3
11
12
Konyaspor
13
0
4
4
3
11
13
Kasımpaşa
12
0
5
3
3
11
14
Denizlispor
11
0
6
2
3
11
15
Antalyaspor
11
0
6
2
3
11
16
Gençlerbirliği
10
0
5
4
2
11
17
MKE Ankaragücü
9
0
6
3
2
11
18
Kayserispor
7
0
6
4
1
11
Arşiv
Haber Yazılımı