Yazı Detayı
09 Nisan 2019 - Salı 10:17
 
‘SELÜLOZ İSRÂFI’
Abbas YOLCU
 
 

‘SELÜLOZ İSRÂFI’

‘Selüloz israfı’ şeklinde ta’rif edilen kin ve nefret söylemcisi gazetemsi(!) kâğıt tomarlarının bir köşesinde yazılar yazan ihtiyar, şöyle demiş:

‘... Kemalizm’in yozlaştıramadığı muhafazakâr kadın, kendi çevresinin satıhta kendine benzer hemcinsleri tarafından tereyağından kıl çeker gibi ruhundan çekilip götürülüyor…’

‘Çıkın sokağa ve çevrenize bir göz atın ve on yıl evveliyle kıyaslayın... Kadın, modadan aldığı zehir ile kendini dünyevi saygınlık değerlerinden koparırken, beri yandan da öte tarafın karanlıklarına aptalcasına sürükleniyor...’

İhtiyar, burada ne demek istiyor?

Yani ihtiyar, neyin ‘şekvacısı?’

Ve ihtiyar, kimi kime şikâyet ediyor?

Ayrıca ihtiyarın bu vızıltısının Mart kedisinin haz şehrâyini esnasında çıkardığı sesten ne farkı var?

Yoksa ihtiyar, kendisinin de işlevselliğine dâhil edildiği projeden haberdar değil midir?

O ve benzerleri, seneler önce birlikte yola çıktığı yol arkadaşları ile ’ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli’ diyerek(ten) her türlü ahlâk dışılığa çanak tutanlara karşı  ‘kutsal savaşım’ ilân etmişlerdi hâlbuki.

Ve kutsal savaşımlarına nisa taifesini dâhil etmişler, onları da ‘baş bohçalama’ çerçevesi içinde kutsal savaşımcılarının dişil versiyonları saya gelmişlerdi.

Ve bir süre sonra, yani zamanı geldiğinde onların kulaklarına artık canları ile malları ile kanları ile giriştikleri kutsal savaşımı kazandıklarını, yaşadıkları coğrafya üzerinde artık kendilerinden izinsiz yaprakların dahi kıpırdayamayacağını fısıldadılar. Fısıldayanlar, onlara ev ödevlerini verenlerdi.

Ev ödevinin konusu, ‘toplumsal transformasyon için uyduruk bir sekuler yaşamdan islâmsallaştırılmaya doğru evirilmenin dini bütünler eliyle gerçekleştirilmesi’ idi.

Verilen bu ev ödevi için gerekli öncüller, önceden hazırlanmıştı: Dini bütünlere mazlûm ve mağdûr görünümü kazandırılacaktı.

Öyle de oldu.

Diğer taraftan transformasyonun başarılı olabilmesinin olmazsa olmaz şartı, yığınların câhilleştirilmesi idi. Sonrası kolaydı.

İşe yığınların karşısında din uzmanlarını birbirleri ile kapıştırarak başladılar. Bu din uzmanlarından biri kutsal kitabın mu’cizelerini bilimsel olarak ispatlamaya çalışırken, diğeri kaderi sorgulamaya, bir diğeri hadisleri kritik etmeye, öbürü kâfi miktarda ereksiyona erişemeyen maslahata okunacak âyetleri diline doladı. Ve mala davara faydası olmayan yığınla mes’eleyi din adına konuşur oldular. Ama kavga ederek, ama hakaret ederek, ama küfürle itham ederek…

Bununla birlikte nisâ taifesinin başındaki bohça ve baş bohçalama işi,  özellikle gündeme taşındı. Kitabın da bahsini ettiği üzere yığınları kimsenin kimseyi anlamaya çalışmadığı ve dinlemediği ‘etnik bir toz’ haline getirdiler. Zira hemen herkes ukâlâ, hemen herkes küstah olmuştu.

Yığınlar, bu gürültü içinde hazların peşine düşürülmüştü.

Dinsel söylemler artırıldıkça artırılıyor, yanı sıra yığınların daha önceden bir türlü ulaşamadıkları hazlar ve nimetler önlerine konuluyordu. Câhilleştirilmenin olmazsa olmazlarından birisi de hazlarla meşgûl edilmekti.

Hazların dozu artırıldıkça câhilleştirilmiş ve genel manâsıyla dindarlaşmak adına afyonlanmış sürü, efendi saydıkları fâniler eliyle asr-ı saadet-i sânîyi yakalamanın sürûruna kapıldı.

Sonra gidişatın akıbetini fark eden bazıları, ‘etleriyle, kemikleriyle uçuruma doğru hızla koşan kafilenin içinde bulunduklarını’ fark edince feryâda başladılar.

Bahsi geçen ihtiyar da galiba fark edenlerden, ama geç fark edenlerden oldu ki ufaktan ufaktan sızlanmaya başladı.

Şimdi ihtiyara sorulmaz mı?

Bunca senedir hamaset, yiğitlik, cesâret, din, kitap, peygamber, ahlâk, adâlet, hak, hukuk, sakal, badem bıyık, sarık, cübbe, fes, ferâce adına osuruktan narâlar atılırken ‘ alçaklara kar yağıyor üşümedin mi? / Sen bu işin sonunu düşünmedin mi?’türküsünü aklına niye getirmedin?

İhtiyara hatırlatılması uygun olan bir husus vardır:

Onun yaşadığı toplulukta yaşayan ama o topluluğa hayatı boyunca uyum sağlayamayan yazar ve şairin yazdığı kitapların birinde ‘hapse düşen arkadaşını (mapus damında) ziyarete giden Henry, arkadaşına (Henry, neden buradasın?) dediğinde aldığı cevap: (Waldo, sen neden burada değilsin?) olmuştur.

Evet...

İhtiyar!

Madem rahatsızsın, niye hâlâ oradasın?   

 
Etiketler: ‘SELÜLOZ, İSRÂFI’,
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bu Haftaki Sayımız
Alıntı Yazarlar
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv
Haber Yazılımı