Yazı Detayı
17 Temmuz 2019 - Çarşamba 13:34
 
HUSUSÎ TEYYARE(!)
Abbas YOLCU
 
 

HUSUSÎ TEYYARE(!) 

Efendisi, Niyazi’yi hususî teyyaresine bindirip, uzak memleketlere götürüp, elin kesesinden yedirip, içirme eylemine devam ettiği için, Niyazi’ de hamaset tavan yapmış bulunuyor.

Ne yapsın Niyazi?

Meşhûr atasözüdür  ‘teşbihte hatâ olmaz’derler. Atalar sözü şudur:’Gâvurun ekmeğini yiyen, onun kılıcını sallar.’

O, ömründe kendisinin ve sülâlesinin göremeyeceği bir bolluk, bir bereket, bir ihsana gark edilmiştir. Bu kadar bol ni’met karşısında hem rabbisine, hem  kendisini koruyup, kollayıp, gözeten efendisine bir taraftan hürmetlerini diğer taraftan şükranlarını arz etmek  en azından bir vefâ borcudur.

Neylesin Niyazi?

Onun doğduğu köy(ler)i ’akşamları eşkıyalar basmazdı’, ama o köy(ler)de hayat şartları oldukça ağırdı. Onun doğduğu köy(ler)de belki tek tük ‘ceviz ağaçları vardı, ama ‘buğday tarlaları’ yoktu. Onun doğduğu köy(ler)de  de kışın ‘kuzey rüzgârları eserdi.’ O, bu yüzden şairin de beyan buyurduğu gibi ‘kaliteye, aromaya, gustoya’ hasretti. Ve hasretini çektiği çağdaş dünyanın getirilerine efendisi ve kapısında yanaşmalığını yaptığı sahibi sâyesinde nâil olmuş bulunmaktadır.

Haliyle Niyazi’nin arz üzerindeki varlığına mantığından çok hisleri hâkimdir. Efendisine ve kapısında beklediği sahibinin ihsanları karşısında hislenmemesi yahut aklın prensiplerine uygun davranışlar içinde bulunarak olup bitenler karşısında soğukkanlı bir duruş sergilemesi Niyazi’den beklenmemesi gereken bir haldir.

Zira insan denen varlık için pek çokları kabullenmese de ‘homme economicus’ ta’rifi yapılmıştır. Bu, ‘insan, ekonomik bir hayvandır’ şeklinde de anlaşılabilir, diyorlar. Yani, insanın bütün hal ve gidişi karnını doyurmak üzere plânlanmıştır, doğa tarafından.

Niyazi’ye kuş bakışı bakınca bu ta’rifi yapan dehrîlerle zanâdıka ehline hak vermemek elde değil gibi görünüyor.

Uzak dedelerinden başlayarak, kendine gelinceye kadar gelmiş geçmiş cedlerinin ve sülâlesinin görmediği, duymadığı, hayâl dahi edemediği hazlardan nasiplenince, garip Niyazi’nin his bombardımanına ma’ruz kaldığına şâhit olunuyor.

Ve o hissin verdiği gazla Niyazi, içinde yaşadığı topluluğun istikbâlinin ve bekasının ancak ve sâdece efendisinin bekası ile mümkün olduğuna inanmakta,  yeni deyimi ile konuşlandığı sırça sarayında kaleme aldığı yazılarında ahaliyi daha doğrusu ayak takımını bu beka mes’elesine inandırmayı üzerine düşen vücubiyetten addetmektedir.

Haliyle Niyazi’nin toplumbilimsel(!) konulara eğilirken toplum bilim tarafından ortaya konulmuş nazariyelere yahut teorilere ve yahut tezlere kulak asmadığı anlaşılıyor.

Meselâ Niyazi, Endülüs’ü toplumbilimsel yaklaşımlarına yaklaştırmıyor.

Meselâ Niyazi, efendisiyle ve sahibiyle birlikte muhafazasına ve müdafaasına azm u cezm u kasem eyledikleri devletin ne idüğüne dair bir fikir beyânında bulunmuyor.

Daha doğrusu sık sık bahsettiği ‘köklü medeniyetinin, köklü kültürünün, köklü dininin, köklü devletinin’ kökünün saçaklı mı, depo mu, kazık mı olduğuna bakmıyor.

Efendisini sevmeyenleri sevmiyor, hattâ onlardan nefret ediyor, yanaşmalığını yaptığı sahibinin kendisine bahşettiği ulûfenin helalden mi haramdan mı geldiğini sorgulamak aklından geçmiyor.

Onun yaşadığı toplulukta artık Niyazi ismi bir özel isim olmaktan sıyrılarak bir cins isim haline tahavvül etmektedir. Tıpkı Halûk gibi. (Halûk, atalarından miras olarak devraldığı islâm dinini terk ederek İsevî papazlığına intikal eden bir şahsın ismi olarak tarihe geçmiş bulunuyor. Ve Halûk hakkında kitap der ki:’Halûk bir cins isimdir artık. Tarihten kaçanların ismi.’)

Yani Niyazi, de bir cins isimdir: Câhilleştirilmiş yığınlara hamâset nutukları çekmekle vazifelendirilmiş sahibinin sesi.

Elbette ederi karşılığında.

İslâmsallaştırılmış bir toplulukta bedeli olmayan hiçbir şeyin değeri de yoktur. Namaz kılmakla oruç tutmanın dahi bedelinin cennet olduğu bir inanç manzûmesine sahip bireylerin(!) hamâset nutukları çekebilmesi için gagalarına ‘gak deyince et, guk deyince ot’ tıkıştırılması vak’a- i âdiyeden sayılmalıdır, hamdolsun.

Yanında saç bakım seti, bir takım hoş-bû esanslar, yeşilimsi kravatlar, naylon olmayan gömlekler, husûsî teyyarelerde uçmaya yarayan ayrıcalıklar falan…

Efendilerin bekasının, Niyazi’lerin de bekası manâsına gelmesi, az gelişmiş ve asla gelişemeyecek toplulukların eskilerin deyimi ile kaziye-i muhkemeleri arasındadır.

Tekraren hamdolsun.

 
Etiketler: HUSUSÎ, TEYYARE(!), ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
‘İKTİDAR ŞARKILARI’
YERLİ GASTE (!)
‘SODOM, GOMORE’
SÖYLEMLERLE EYLEMLER
AMERİKANO VE EURO
‘ESDÜDÜ’LÜ
MEZAR TAŞLARINI OKUMAK
KİTABA UYDURMAK
AĞANIN İTİBARI
SADÂKATİN BEDELİ
ABDESTHANE İBRİKÇİSİ
KIRBAŞ
‘SELÜLOZ İSRÂFI’
İYİ AİLE ÇOCUĞU
NAL TOPLAYANLAR
HIRSIZIN ELİ
‘ÇAĞDAŞ MOTORLAR’
KIRK AMBAR
TURŞU VE SURAT
KIRK AMBAR
“KISMET DEĞİLMİŞ MUTLULUK”
“HÂKİMİYET İKSİRİ”
FİZYOLOJİK MES’ELELER
“GÖZÜNAYDIN, GÜNAYDIN”
ALAOVERA
“MECBÛREN, MECBÛRİYETTEN”
“EŞEKLEŞTİRME”
GÜVEÇTE BADEM
BİR TAKIM ZUHÛRAT
“ANLATILAN SENİN HİKÂYEN”
BEYAZ VE YAKASIZ GÖMLEK
KRAVATLI VE ORTADOĞULU
CENNET YEŞİLİ
NAYLON TARİHÇİ
“CESUR YENİ DÜNYA”
BİTİN FAYDALARI
“BİR HOŞ SAD”
NİYAZİ
YUMUŞAKÇA
ABUZİTTİN'İN RUH KÖKÜ
DAİRESEL GÖZLÜK VE ÇENE KILI
“ÇAMURDAN GELMEK”
CİVCİV ÇIKACAK, KUŞ ÇIKACAK
OT YIĞINI
“OD İLE KORKUTMAK”
AHİR ZAMANDA TURŞU SATMAK
GÜNCELLENMİŞ CUMHURİYET ÇOCUĞU
“BAHÇE SAHİPLERİ”
BİR DİŞİL KİŞİ
CÂHİLLEŞTİRİLMENİN ALTIN ÇAĞI
NAMAZ KILDIRMA MEMURİYETİ
KUTSAL SAVAŞIM SÖYLEMCİLERİ
UYUZUN BİRİ
ŞALVAR DÂVASI
“ZARAR-I ÂMM İLE ZARAR-I HASS”
“IŞIK DOĞUDAN GELİR”
TAŞRALININ ALLÂMESİ
HALİFE-İ RÛY-İ ZEMÎN
“SİRENLERİN ŞARKISI”
“MEYHÂNE-İ İKBÂL”
SÜT OĞLAN
“KÖKLÜ MEDENİYET”
MÜHTÜNÜN OĞLU
HEM YEŞİL, HEM MAVİ
“YURTTAŞLIK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ”
"YEŞİL BAŞLI GÖVEL ÖRDEK"
EPİKÜRYEN
KINA YAKMA MERÂSİMİ
“BAK YEŞİL YEŞİL”
“ARZULAR ORADA...”
KIRK AMBAR Abbas Yolcu “ÂTEŞ-İ SÛZÂNIN...”
“NALINA DA VUR...”
“NE OLDUM DELİSİ”
“MENDİLİNDE GÜL OYA”
KIRK AMBAR
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bu Haftaki Sayımız
Alıntı Yazarlar
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv
Haber Yazılımı